Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/11968 E. 2020/15296 K. 03.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11968
KARAR NO : 2020/15296
KARAR TARİHİ : 03.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Mağdurun yaralanmasına ilişkin hükme esas alınan Bursa Muammer Ağım Gemlik Devlet Hastanesi ortopedi uzmanınca düzenlenen 13.08.2015 tarihli raporun adli tıp kriterlerine uymaması ve mağdurun 01.03.2016 tarihli celsede ayağında güç kaybı olduğu için ağır iş yapamadığını beyan etmesi karşısında, mağdurun tüm tedavi evrakları, raporları, varsa film ve grafileri ile birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilerek yaralanmasının 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm ölçütlere göre niteliği hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporu alınarak sonucuna göre kasten yaralama suçu yönünden sanığın hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken yetersiz rapora dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Gemlik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2015 tarihli ve 2015/3 Esas – 2015/184 Karar sayılı ilamının hem 18 yaşından küçükken işlediği suça ilişkin olması hem de 1412 sayılı CMUK’un 305/1.1 maddesi gereğince kesin nitelikte olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı, ancak sanığın adli sicil kaydında bulunan Gemlik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2015 tarihli ve 2015/2 Esas – 2015/437 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,

c) 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, sanık hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan kurulan hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
d) Hapis cezasına mahkumiyet hükmü yönünden Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
e) Vekaletnamesinde davadan feragat etme hususunda özel yetki bulunan katılan vekilinin 17.05.2016 tarihli celsede sanıklar hakkındaki şikayetinden vazgeçtiklerini beyan etmesi karşısında, katılan sıfatı ortadan kalkan mağdur lehine, sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,
2) Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Mağdurun yaralanmasına ilişkin hükme esas alınan Bursa Muammer Ağım Gemlik Devlet Hastanesi ortopedi uzmanınca düzenlenen 13.08.2015 tarihli raporun adli tıp kriterlerine uymaması ve mağdurun 01.03.2016 tarihli celsede ayağında güç kaybı olduğu için ağır iş yapamadığını beyan etmesi karşısında, mağdurun tüm tedavi evrakları, raporları, varsa film ve grafileri ile birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilerek yaralanmasının 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm ölçütlere göre niteliği hususunda

duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporu alınarak sonucuna göre kasten yaralama suçu yönünden sanığın hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken yetersiz rapora dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Mağdurun yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun anlaşılması halinde, sanık …’ın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Gemlik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.04.2010 tarihli ve 2009/290 Esas – 2010/337 Karar sayılı ilamının mahkumiyet hükmü niteliğinde bulunmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” dair olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı ancak sanığın adli sicil kaydında bulunan Gemlik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.01.2009 tarihli ve 2009/299 Esas – 2009/660 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,

d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
e) Vekaletnamesinde davadan feragat etme hususunda özel yetki bulunan katılan vekilinin 17.05.2016 tarihli celsede sanıklar hakkındaki şikayetinden vazgeçtiklerini beyan etmesi karşısında, katılan sıfatı ortadan kalkan mağdur lehine, sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 03.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.