YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/12891
KARAR NO : 2020/18325
KARAR TARİHİ : 08.12.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanık hakkında silahla tehdit ve basit kasten yaralama suçlarından 5237 sayılı TCK’nin 106/2-a ve 86/2. maddeleri uyarınca kamu davası açıldığı, TCK’nin 106/2-a maddesinde düzenlenen silahla tehdit suçu uzlaşma kapsamında olmadığından 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin 3. fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca basit kasten yaralama suçunun da uzlaşma kapsamında olmadığı, bu itibarla uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı ve yapılan uzlaştırma teklifinin de hukuken geçersiz olduğu, kovuşturma aşamasında ise sanık hakkında silahla tehdit suçundan beraat kararı verilmesi karşısında, sanığa atılı basit kasten yaralama suçunun uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla, CMK’nin 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,
2) Müşteki … hakkında …Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 06.08.2015 tarihli geçici raporda “sağ kas superiorunda 4 cm lik kesi, dudak mukozasında abaze alan, sol prıorbıtalde ekimotik alan bulunduğu yüzde sabit iz yönünden olaydan 6 ay sonra değerlendirme yapılması gerektiği” tespitinde bulunulmasına rağmen, müşteki hakkında sabit iz yönünden değerlendirme yapılmadığı ve bu haliyle müştekinin yaralanması hakkında düzenlenen raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmakla, müştekinin tüm tedavi evrakları ve raporlarıyla birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilerek yaralanmasının özellikle yüzünde sabit ize neden olup olmadığı hususunda duraksamaya yer vermeyecek ve niteliği hususunda 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde kesin raporu aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
3) Sanığın adli sicil kaydında bulunan ve tekerrüre esas alınan Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.10.2011 tarihli, 2010/443 Esas -2011/409 Karar sayılı sayılı ilamına konu suçun 5607 sayılı Kanun’un 3/5. maddesi kapsamında kalmakla, 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. maddenin 1. fıkrasında yer alan “Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içinde suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödedikleri takdirde Kanun’un 5’inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeden faydalanabilir.” düzenlemesi gereği, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığının tespiti ile sonucuna göre sanık hakkında TCK’nin 58. maddesi gereği tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
4) Oluş, tüm dosya içeriği ve kabule göre, karşılıklı kavga şeklinde gerçekleşen olayda; tarafların ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda farklı beyanlarda bulunduğu ve dinlenmiş olan tanık anlatımlarının bu hususta yeterli olmadığı olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli ve 2002/4-238 Esas, 2002-367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 08.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.