YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/13029
KARAR NO : 2020/16605
KARAR TARİHİ : 17.11.2020
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Basit yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No:29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
2) Sanığın mahkeme huzurunda alınan ikrar içeren savunmasında katılanın kendisine vurması ve bıçak çıkarması üzerine düşen bıçağı alarak katılanı yaraladığını savunduğu, katılanın sanıkla tek kaldıklarında sanığın kendisine küfür etmesi üzerine karşılık verdiğini ve boğuştuklarını, sonrasında sanığın cebinden çıkardığı bıçakla kendisini yaraladığını ifade ettiği, tanık Hasan’ın ise taraflara 20-30 metre uzakta bulunduğunu ve birbirlerine vurmaya başladıklarını bu sırada sanığın cebinden çıkardığı bıçakla katılanı yaraladığını ifade ettiği ve sanığın da basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralandığı, tarafların ilk haksız hareketin kimden geldiği hususunda birbirini suçlayıcı beyanlarda bulundukları ve tanık ifadesine göre de ilk haksızlığın kimden geldiğinin tespit olunamayan olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli 2002/4-238 Esas – 2002/367 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün asgari oranda uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi,
3) Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.