Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/14387 E. 2020/18830 K. 14.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/14387
KARAR NO : 2020/18830
KARAR TARİHİ : 14.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın 26.01.2016 havale tarihli temyiz dilekçesinde “üzerine atılı suçu işlemediğini, bu suçu kendi kimlik bilgilerini kullanan kardeşi …’in işlediğini, daha önceden de İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/426 Esas, 2012/442 Karar sayılı dosyasına konu suçu kardeşinin kendisinin kendi kimlik bilgilerini kullanarak işlemiş olduğunu ve kesinleşen karara karşı yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmaları üzerine taleplerinin kabul edilerek anılan mahkemenin 2016/25 Esas sayılı dosyası üzerinden yeniden yargılama yapıldığını, bu dosyada tutuklu olarak kaldığının belirtildiği 18/07/2010 ila 03/09/2010 tarihleri arasında cezaevinde bulunmadığını, tutuklu olarak kalan kişinin kardeşi …olduğunu, bu durumun cezaevi kayıtları, kamera görüntüleri ve resimlerden anlaşılacağını….” beyanla hakkındaki mahkumiyet hükmünün bozulmasını talep ettiği anlaşılmakla, UYAP kayıtlarına göre İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/06/2018 tarihli ve 2016/25 esas, 2018/222 karar sayılı ilamı ile sanık hakkındaki örgüt üyeliği ve nitelikli yağma suçlarından cezalandırılmasına karar verilen İzmir (kapatılan) 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/178 Esas, 2012/78 Karar sayılı dosyasından almış olduğu ve 17/06/2015 tarihinde temyizde onanmak suretiyle kesinleşen 1 yıl 15 gün hapis ve 10 yıl hapis cezalarının, mahkemenin kapatılması üzerine dosyanın devredildiği İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/426 Esas, 2012/442 Karar sayılı dosyası üzerinden infazı yapılmakta iken sanığın suçu işleyen kişinin kendisinin kimlik bilgilerini kullanan kardeşi … olduğuna ilişkin beyanı üzerine, yapılan soruşturma sonucunda olay yerinden elde edilen parmak izlerinin …’in eli ürünü olduğunun tespit edilip olayı gerçekleştiren gerçek kişinin … olduğunun belirlenmesi sonucu, sanık hakkındaki önceki hükmün iptali ile 5271 sayılı CMK’nin 223/2-b maddesi gereğince beraatine, … hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, olayı gerçekleştiren gerçek kişinin sanığın kardeşi … olup olmadığına yönelik katılanla sanığın yüzleştirilmesi, cezaevi kayıtlarına göre tutuklu olarak kalan kişinin sanık …’mi yoksa kardeşi …’mi olduğunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde cezaevi kayıtları, kamera kaydı, resim ve benzeri yöntemlerle belirlenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Kabule göre de; oluşa, katılan hakkında düzenlenen adli rapora ve dosya içeriğine göre; suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu ve katılanda meydana gelen yaralanmanın niteliği nazara alınarak, TCK’nin 3. maddesinde düzenlenen cezada orantılılık ilkesi ve TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler dikkate alınarak, TCK’nin 86/1. maddesine göre temel ceza tayin edilirken sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
3) Sanığın savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; CGK’nin 22.10.2002 tarih 2002/4-238 Esas ve 2002/367 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin araştırılması, bu hususun tespit edilememesi durumunda da sanık lehine TCK’nin 29. maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin asgari (¼) oranda uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas – 2017/247 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine aykırı davranılması,
5) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, sanık aleyhine temyiz bulunmadığından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 14.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.