Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/16971 E. 2021/1059 K. 13.01.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/16971
KARAR NO : 2021/1059
KARAR TARİHİ : 13.01.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza
olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre ise;
2) Tüm dosya kapsamından sanığın öz oğulları ve öz babası olan müştekilere karşı 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f hükmü kapsamında silahtan sayılan bıçak ile eylemini gerçekleştirmiş olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümlerde, birden fazla nitelikli halin (TCK’nin 86/3-a ve 86/3-e maddeleri) bulunması nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerekirken, yazılı şekilde alt sınırdan ceza tayin edilmesi ve temel cezadan TCK’nin 86/3. maddesi uyarınca artırım uygulanırken hükümde (3-a) bendinin gösterilmemiş olması,
3) İddianame anlatımı ve mahkemenin gerekçedeki kabulüne göre, olay günü sanığın önce oğlu müşteki Mehmet ile tartıştığı, sonrasında eliyle vurduğu, ardından olayın büyümesi üzerine eline aldığı bıçağı müştekiler Faruk ve Mehmet’e salladığı, Faruk’a isabet ettiremediği, alınan raporda Faruk açısından darp cebir izi bulunmadığının belirtilmesi ve tanık anlatımları ile sanığın müşteki Faruk’a yönelik eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmakla TCK’nin 35. maddesinin uygulanmaması, olayın devamında sanığın bıçağı salladığı esnada olay yerine gelen ve babası olan diğer müşteki Abdullah’ın araya girmesi sonucu yaralandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla sanığın bu müştekiye yönelik eylemi ise olası kastla yaralama olduğu halde TCK’nin 21/2.maddesinin uygulanmaması suretiyle fazla ceza tayini,
4) Sanık hakkında TCK’nin 58.maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanırken 5 ayrı ilamın tekerrüre esas alındığı, ancak en ağır olan, 07.07.2014 tarihinde kesinleşen İstanbul Anadolu 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.03.2014 tarih, 2014/66 Esas ve 2014/180 Karar sayılı ilamı ile hükmedilen 3 yıl hapis cezasının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
5) Sanık hakkında kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına 13.01.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.