YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17503
KARAR NO : 2021/2003
KARAR TARİHİ : 26.01.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Suç ve karar tarihinde 18 yaşından küçük olduğu anlaşılan katılanın duruşmada beyanının alınması sırasında zorunlu vekil bulundurulmayarak 5271 sayılı CMK’nin 234/2. maddesi ve “psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi” bulundurulmayarak aynı Kanun’un 236/3. maddesine aykırı davranılması,
2) Katılanın yaralanmasına ilişkin Nevşehir Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 18.11.2015 tarihli raporda kesin raporun Adli Tabiplik tarafından verileceğinin belirtilmesi karşısında, katılana ait tüm tedavi evrakları, raporları, varsa film ve grafilerinin en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek yaralanmasının 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerindeki ölçütlere göre niteliği hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporu aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
3)Sanığın, suç tarihinde 11 yaşında olup beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan katılanı silahtan sayılan anahtarla kasten yaraladığı olayda, sanığa 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 86/3-b maddesinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilerek, temel cezanın birden fazla ağırlaştırıcı nedenin (TCK’nin 86/3. maddesinin (b) ve (e) bentleri) bir arada bulunması nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi ve TCK’nin 86/3-e maddesi uyarınca artırım yapılan paragrafta TCK’nin 86/3-b maddesinin de gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 26.01.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Gİ./TH. (…G. – 37)