YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17642
KARAR NO : 2021/2321
KARAR TARİHİ : 28.01.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanığın, 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi gereği tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeniden kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle, CMK’nin 231/11. maddesi gereği hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; ihbara konu Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesine ait, 19/03/2015 tarihli, 2014/823 Esas ve 2015/264 Karar sayılı ilama konu, 5237 sayılı TCK’nin 184. maddesinde yer alan “İmar Kirliliğine Neden Olma” suçundan, mahkemesince yapılan uyarlama yargılaması neticesinde, 05/06/2016 tarihli, 2016/228 Esas ve 2016/316 Karar sayılı ilam ile mahkumiyet hükmünün tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükmün açıklanmasına esas alınamayacağı gözetilerek, sanığın, denetim süresi içinde işlediği başkaca kasıtlı bir suç nedeniyle ihbara konu başkaca ilamın bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayininde zorunluluk bulunması,
2) Sanığın eylemi neticesinde müştekide meydana gelen yaralanmalara ilişkin olarak, Manavgat Devlet Hastanesince 18/07/2009 tarihli olaya ilişkin olarak tanzim olunan, 18.07.2009 tarihli geçici raporda, “Sol üst occipitalde 3 cm.’lik kesi, occipital orta bölgede 3×3 cm.’lik süture kesi, sol scapula altında kızarıklık ve sıyrıklar, hayati tehlikesi yok, kesin rapor adli tabip ve beyin cerrahi uzmanı tarafından verilecektir.” şeklinde görüş belirtilmesi ve yine 20/07/2009 tarihli olaya ilişkin olarak aynı Kurum tarafından tanzim olunan 20.07.2009 tarihli geçici raporda, “Sağ dizde künt travmaya bağlı hiperemi, ekimoz, sağ bacakta travmaya bağlı ekimoz, sağ dirsekte künt travmaya bağlı ödem ve hassasiyet, kesin rapor ortopedi uzmanı tarafından verilecektir.” şeklinde görüş açıklanması karşısında, müştekiye ait kesin raporlar temin edilmeksizin, yaralanmaların basit tıbbi müdahale ile giderilebilir olup olmadığına dair herhangi bir görüş içermeyen geçici raporlara istinaden yargılamaya devamla hükümler kurulması,
3) Kabul edilen suç vasıfları yönünden, sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir
yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4) Hazırlık aşamasında eylemlerin sopa ile gerçekleştirildiği yönündeki müşteki beyanı ile uyumlu adli muayene raporları içerikleri gözetilerek sanık hakkında kurulan hükümlerde, TCK’nin 86/2. maddesine göre belirlenen temel cezalar üzerinden, aynı Kanun’un 86/3-e maddesi gereği (½) oranlarında artırım uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayinleri,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 28/01/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.