YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17774
KARAR NO : 2020/10963
KARAR TARİHİ : 17.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1)Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; ihbara konu … 1. Asliye Ceza Mahkemesine ait 29.03.2016 tarihli, 2015/1006 Esas ve 2016/239 Karar sayılı ilamın 5237 sayılı TCK’nin 151/1. maddesinde tanımlanan “Mala Zarar Verme” ve aynı Kanun’un 125/1. maddesi kapsamında yer alan “Hakaret” suçlarına ilişkin olduğu; suç tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin 2. cümlesine göre; “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” hükmü nedeniyle yargılama konusu “Mala Zarar Verme” suçu nedeniyle uzlaştırma hükümlerinin uygulanamadığı ve fakat hükümden sonra 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre “Mala Zarar Verme” suçunun da uzlaşma kapsamına alınmış olması gözetilerek, mahkemece uzlaştırma yapılıp yapılmadığı araştırılarak, uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2)Sanığın eylemi neticesinde mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Adli Tıp Kurumu … Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 20/07/2005 tarihli raporda, “Göğüs sol arka kısmında kürek kemiği altında 3-4 cm.’lik göğse nafiz 2 cm.’lik akciğer yaralanmasına ve kaburgalar arası damar yaralanması ve göğüs boşluğuna hava ve sıvı toplanmasına neden olan kesi; batın sağ yanda batına nafiz karaciğerde 3-4 cm.’lik yaralanmaya neden olan 3 cm.’lik kesi; sağ gluteus arka tarafta 2 adet yan yana 4-5 cm.’lik kesi; sol gluteusta arka tarafta 1 cm.’lik cilt-cilt altı kesileri, basit bir tıbbi müdahale ile giderilemez, kişinin hayati tehlike geçirmesine neden olur.” şeklindeki açıklamalar ışığında, mağdurun, sanık tarafından gerçekleştirilen birden fazla bıçak hamlesiyle hem batına hem de göğse nafiz olacak şekilde yaralandığı, taraflar arasında ailevi nedenlerden dolayı husumet bulunduğu olayda; mağdura ait tüm tedavi evrakları, film ve grafileri ile geçici ve kesin raporlarının temini ile suç vasfının tayini açısından her bir yaralanma yönünden ayrı ayrı hayati tehlikeye neden olup olmadığına dair en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğünden rapor aldırılarak, birden fazla yaralanmanın hayati tehlikeye neden olması durumunda, suçta kullanılan aletin elverişliliği, sanığın hedef aldığı bölgeler, yara yerleri ve yaraların nitelikleri birlikte değerlendirilerek, sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturup oluşturmayacağına dair delilleri takdir ve tayin görevinin yüksek görevli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğundan 5271 sayılı CMK’nin 5. maddesi gereğince mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
3) Oluş, iddia ve dosya kapsamına göre mağdurun, sanığın baldızının eski eşi olup, savunma hakkı kapsamında aksi ispat olunamayan beyanlara göre eski eşi Nilay’a zaman zaman hakaret ettiği, sanığın bu durumu öğrenmesi üzerine atılı suçu işlediği olay nedeniyle sanık hakkında kurulan hükümde, TCK’nin 3. maddesinde yer alan “cezada orantılılık ilkesi” dikkate alınarak, TCK’nin 29. maddesi gereği sanığın cezasından asgari oranda (¼) indirim yapılması gerekirken, mağdurun hangi eyleminin ne şekilde haksız tahrik teşkil ettiği denetime imkan verecek şekilde gerekçelendirilmeden, “sanığın eylemlerini tahrik altında gerçekleştirdiği” şeklindeki genel kabul ile sanık hakkında TCK’nin 29. maddesi gereği (¾) oranında haksız tahrik indirimi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini,
4)… 2. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında yapılan yargılama neticesinde hükmolunan 10/05/2007 tarihli, 2005/827 Esas ve 2007/350 Karar sayılı ilam ile sanık hakkında belirlenen netice cezanın TCK’nin 51. maddesi gereği ertelenmesine karar verildiği, mezkur ilamın, Dairemizce 16.06.2010 tarihli, 2008/3386 Esas ve 2010/11121 Karar sayılı ilamı ile 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi yönünden değerlendirilmesi gerekçesi ile bozulduğu, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiği, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle mahkemece açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09/02/2016 tarihli, 2014/71 Esas ve 2016/42 Karar sayılı kararı gereğince sanığın 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkı nedeniyle hapis cezasının TCK’nin 51. maddesi gereği ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle sanığın kazanılmış hakkının ihlali,
5)5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesine göre denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işleyen sanık hakkında açıklanması geri bırakılan kararın aynen açıklanması sırasında, suçta kullanılan eşyanın TCK’nin 54. maddesi gereğince müsaderesine ve sanığın hükmün kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirdiği sürelerin, TCK’nin 63. maddesi gereğince mahsubuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
6)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 17/09/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.