Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/19499 E. 2020/10257 K. 09.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19499
KARAR NO : 2020/10257
KARAR TARİHİ : 09.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Dairemizin 20.03.2019 tarih ve …Karar sayılı ilamı ile sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de, ihbara konu suç yönünden uzlaştırma usulünün uygulanıp uygulanmadığının araştırılması, uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresi içinde başkaca kasıtlı suçtan mahkum olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerekçesiyle önceki hükmün bozulduğu,
Mahkemece bozmaya uyularak uzlaştırma usulünün uygulanıp uygulanmadığının, var ise buna ilişkin evraklarının gönderilmesinin mahkemesinden istendiği,
İlgili mahkemenin “cezanın yerine getirilmiş olması nedeniyle uzlaştırma yapılmadığının bildirilmesi” şeklindeki cevabi yazısı üzerine sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verildiği;
5271 sayılı CMK’nin 253 ve 254. maddelerinde düzenlenen uzlaşma, usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi ceza hukukunu da ilgilendirmesi nedeniyle karma bir hukuki niteliğe haiz olduğundan, uzlaşma hükümlerinin yalnızca yürürlüğe girdikleri sıradaki işlem ve olaylar bakımından değil, TCK’nin 7/2. maddesindeki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklindeki hüküm uyarınca sanık lehine olması halinde kesinleşmiş, infaz edilmekte ve hatta infaz edilmiş hükümlere de uygulanabileceği, nitekim infaz edilen hükümlerde uzlaştırma yoluna gidilip de düşme kararı verildiğinde hüküm adli sicil ve arşiv kaydından silineceğinden, mahkûmiyete bağlı bazı hak yoksunluklarına maruz kalmayacağı gibi sonrasında başka bir suç işlemesi halinde, tekerrür, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi veya erteleme gibi hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağını doğrudan etkileyeceği, öte yandan bu durumun iş ve özel hayatına da yansıyacağı,
Bu itibarla, ihbara konu mahkumiyetin infaz edildiğinden bahisle uzlaşma hükümlerinin uygulanmasına gerek olmadığına ilişkin İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.05.2019 tarihli, 2013/105 Esas sayılı kararında isabet bulunmadığı cihetle, söz konusu ilama ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden tekrar sorularak, uzlaşmanın sağlanması halinde sanığın güncel adli sicil kaydında ihbara konu olabilecek başkaca ilamların bulunup bulunmadığı da değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Kabule göre; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09/09/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.