Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/19752 E. 2020/16749 K. 18.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19752
KARAR NO : 2020/16749
KARAR TARİHİ : 18.11.2020

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : 1) Sanığın kasten yaralama suçundan mahkumiyetine dair; Bodrum 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/10/2017 tarih ve 2017/59 Esas, 2017/572 Karar sayılı kararı
2) İstinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması suretiyle sanığın kasten yaralama suçundan mahkumiyetine dair; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 27/02/2018 tarih ve 2017/2975 Esas, 2018/500 Karar sayılı kararı

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 27.02.2018 tarih ve 2017/2975 Esas, 2018/500 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından 5271 sayılı CMK’nin 291. maddesinde belirtilen süre içinde temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü;
İlk derece mahkemesinin 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 87/1-c, 29, 62/1. maddeleri uyarınca hükmettiği “2 yıl 6 ay” hapis cezasına dair kararın, bölge adliye mahkemesince kaldırılarak sanığın TCK’nin 86/1, 87/1-c, 62/1. maddeleri uyarınca “3 yıl 4 ay” hapis cezasına mahkum edilmiş olması nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nin 286/2-b maddesi gereğince hükmün temyiz kanun yoluna tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Katılan hakkında Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 06.06.2017 tarihli raporunda, katılanın yüzünde tespit edilen yaralanmasının hem basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu, hem de yüzde sabit ize neden olduğu belirtilmiş ise de; anılan raporda ve yine Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 04.05.2017 tarihli raporunda, yüzde sabit ize neden olan yaralanmanın adli tıp kriterlerine uygun şekilde tespit edildiği, rapor içeriklerinin hükme esas alınacak yeterlilikte bulunduğu, sadece raporda yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğuna dair tespitin çelişkiye neden olmayacağı, ayrıca sanığın

katılanı yaralamasında netice sebebiyle ağırlaşmış yaralama niteliğindeki “yüzde sabit iz”in adli tıp kriterleri ve Dairemiz uygulamalarına göre basit tıbbi müdahale ile giderilmesi mümkün bulunmadığı gözetilip, temel cezanın 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca belirlendiği, bu suretle kabul ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nin 61. maddesinde öngörülen ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki “cezada orantılılık ilkesi” uyarınca, olaya ilişkin bilgi ve deliller isabetle değerlendirilip, denetime imkan verecek ve somut gerekçeler gösterilmesi suretiyle temel cezanın belirlenmesi yerine TCK’nin 61. maddesinde belirtilen yasal ibarelerin sanığın fiiliyle ilişkilendirilmeden tekrarlanması suretiyle ve hukuki dayanaktan yoksun soyut gerekçelerle temel cezanın yazılı şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi,
Bozmayı gerektirdiğinden, sanık müdafiinin yerinde görülen temyiz sebeplerinin kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 27.02.2018 tarih ve 2017/2975 Esas, 2018/500 Karar sayılı mahkumiyet hükmünün 5271 sayılı CMK’nin 302/2. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Dosyanın, 28.02.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 304/2. maddesi gereğince “İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.