Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/20232 E. 2020/11813 K. 28.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/20232
KARAR NO : 2020/11813
KARAR TARİHİ : 28.09.2020

Basit yaralama suçundan sanık …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 29, 62 ve 52. maddeleri gereğince 1.500,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2019 tarihli ve 2018/894 Esas, 2019/335 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 15.05.2020 tarihli ve 2019/11025 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.06.2020 tarihli ve 2020/48950 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamelerde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin 5. fıkrasında yer alan “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.” şeklindeki düzenleme karşısında,… 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen karar tarihi itibariyle hükümlünün adli sicil kaydı bulunmadığı gibi, sanık hakkında evvelce verilmiş ve kesinleşmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da olmadığı anlaşılmakla, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin engel durumu bulunmayan sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususu tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2012 tarihli ve 2011/842 Esas, 2012/100 Karar sayılı, 10.04.2012 tarihli 2011/479 Esas, 2012/145 Karar sayılı ve 08.05.2012 tarihli 2011/449 Esas ve 2012/186 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; sanığın katılana yönelik eylemi neticesinde katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına neden olduğu, bununla ilgili katılan tarafından sarfedilen en azından hastaneye gidiş geliş masraflarının ödenmesi yönünde herhangi bir girişimde bulunmadığı, katılanın şikayetinin devam ettiği, sanık tarafından katılanın zararlarının giderildiğine dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığından sanığın 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından olduğu kabul edilen suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi şartının yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu nedenle sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin uygulanmamasında isabetsizlik bulunmadığından Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, 28.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.