Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/20481 E. 2020/13050 K. 08.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/20481
KARAR NO : 2020/13050
KARAR TARİHİ : 08.10.2020

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : 5271 sayılı CMK’nin 231/10. maddesi gereği hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürülmesi

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesine ait 02/12/2010 tarih, 2010/247 Esas ve 2010/313 Karar sayılı ilam ile sanık …’in, 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e, 62 ve 52/2-4. maddeleri gereği neticeten 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve mahkemece yapılan değerlendirme neticesinde koşullarının bulunduğu tespit edilmekle mezkur hükmün, 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi gereği açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı Kanun’un 231/8. maddesi gereği sanığın 5 yıl süre ile denetim altında bulundurulmasına ve CMK’nin 231/10. maddesi uyarınca “denetim süresi içerisinde kasıtlı yeni bir suç işlemediği takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürülmesine karar verileceği” hususlarında ihtar edildiği, bahse konu hükmün sanık müdafiinin yüzüne karşı usulüne uygun tefhim edilerek, süresi içinde itiraz kanun yoluna başvurulmaması üzerine 09/12/2010 tarihinde kesinleştiği; sanığın, 25/06/2018 havale tarihli dilekçesi ile 5 yıllık denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemedigini beyan ederek, hakkındaki hükmün ortadan kaldırılmasına ve davanın düşmesine karar verilmesini talep ettiği, mahkemece yapılan değerlendirme neticesinde, sanığın 20/10/2011 tarihinde işlediği 2911 sayılı Kanun’a muhalefet (28/1. madde) suçundan, Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesince 2011/559 Esas ve 2012/581 Karar sayılı dava dosyası ile yargılandığı ve hakkında CMK’nin 231/5. maddesi gereği “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilerek, bu kararın da 20/09/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19/02/2008 gün ve 346-25 sayılı kararında vurgulandığı üzere Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesine ait 2011/559 Esas ve 2012/581 Karar sayılı ilam ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, CMK’nin 231/5. maddesi gereği sanık hakkında hukukî bir sonuç doğurmaya elverişli olmadığından mahkumiyet hükmü niteliğinde olmadığı, bu itibarla daha önceden verilmiş olan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararına konu hükmün açıklanmasına elverişli olmayacağı gibi hakkında iki ayrı mahkemece verilmiş iki farklı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunan sanık için, ikinci hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla öngörülen denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemiş olma ihtimali nedeniyle ikinci mahkemeye yapılabilecek muhtemel ihbarın, daha evvel hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı vermiş olan mahkemece beklenilmesinin, sanığın bu mahkemece tabi tutulduğu “5 yıllık denetim süresi”ni fiilen uzatacağı ve bu durumun Hukuk Devleti ilkesinin bir unsuru olan “belirlilik” ilkesi ile bağdaşmayacağı anlaşılmıştır. Nitekim belirlilik ilkesinin, bireylerin hukuk kurallarını önceden bilmeleri, tutum ve davranışlarını bu kurallara göre güvenle belirleyebilmeleri anlamını taşıdığı ve fakat bu ilkenin yalnızca “kanuni belirliliği” değil, daha geniş anlamda “hukuki belirliliği” de ifade ettiği; bir başka ifadeyle hukuk kurallarının belirliliğinin, mevcut Kanunî düzenlemeye istinaden erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla mahkeme kararları ile de sağlanmasının gerektiği, hukuki belirlilik ilkesinde aslolanın, bir hukuk normunun uygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların, o hukuk düzeninde öngörülebilir olmasını ifade ettiği, nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Oleksandr v. Ukraine, No: 21722/11, 9 January 2013; Balazoski v. the former Yugoslav Republic of Macedonia, No. 45117/08, 25 April 2013; Amirkhanyan v. Armenia, No. 22343/08, 3 December 2015) kararlarında hukuki kesinlik, meşru beklentiler ve orantılılık gibi genel ilkelerin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesi kapsamında güvence altına alındığı vurgulanmıştır. Mevcut açıklamalar ışığında somut olay yönünden, sanığın ilk mahkemece tabi tutulduğu “5 yıllık” denetim süresi içerisinde kasten işleyip teknik anlamda “mahkumiyet” niteliğinde bulunan bir mahkeme ilamı ile hüküm giymediği gibi, ilk mahkeme tarafından, aynı süre içinde başka mahkemece verilmiş olan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı ile öngörülen denetim süresi içinde işlediği başkaca bir suç nedeniyle ikinci mahkemeye ihbarda bulunulması ihtimalinin beklenmesinin yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nin 231/10. maddesini fiilen uygulanmaz hale getirmenin yanında “hukuki belirlilik” ilkesi ile de örtüşmeyeceği anlaşılmıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 08/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.