Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/22764 E. 2020/13938 K. 19.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/22764
KARAR NO : 2020/13938
KARAR TARİHİ : 19.10.2020

Eşe karşı kasten yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a-e, 35, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.360,00 Türk lirası ve 3.000,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.12.2016 tarihli ve 2016/234 Esas, 2016/644 Karar sayılı kararının 07.02.2017 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde 21/06/2018 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, yapılan yargılama sonucunda hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 86/3-a-e, 35, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.360,00 Türk lirası ve 3.000,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2019 tarihli 2019/517 Esas, 2019/584 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 24.07.2020 tarihli ve 2020/10740 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.09.2020 tarihli ve 2020/73285 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 01.10.2019 tarihli ve 2019/10152 Esas, 2019/17342 karar sayılı ilâmında, “…tarafların birbirine yumruk atmak suretiyle birbirlerini darp ettikleri, akabinde, mağdurun olay yerinden iş yerine doğru koştuğu esnada sanığın satır ile mağdurun üzerine saldırdığı, ancak isabet ettiremeden olay yerine gelen polis memurlarının tarafları ayırdığı olayda, olayın bir bütün olarak değerlendirilerek, sanığın tamamlanmış kasten yaralama suçundan sorumlu tutulması, olayda silahtan sayılan satır da kullanıldığından TCK’nin 86/3-e maddesi gereğince silah artırımı da yapılmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçundan mahkumiyet kararı verilerek eksik ceza tayin edilmesi,…” şeklindeki açıklamalar karşısında, sanığın eşi olan müştekiye yönelik önce başına ve yüzüne eli ile vurmak daha sonra araya zaman aralığı girmeksizin eline geçen tabağı fırlatmak şeklinde gerçekleşen somut olayda, olayın bir bütün olarak değerlendirilerek, sanığın tamamlanmış tek bir eşe karşı kasten yaralama suçundan sorumlu tutulması, birden fazla nitelikli halin birlikte gerçekleşmesi nedeniyle temel cezanın buna göre belirlenerek, olayda silahtan sayılan tabak kullanıldığından belirlenecek temel cezasından
5237 sayılı Kanun’un 86/3-e maddesi gereğince artırım yapılmak suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin eylem bölünmek suretiyle yazılı şekilde iki ayrı yaralama suçundan sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın eşi olan mağduru önce eli ile vurarak basit nitelikte yaraladığı, araya zaman aralığı girmeden bu defa da silahtan sayılan tabak fırlattığı, ancak tabağın mağdura isabet etmediği olayda; sanığın mağduru kasten yaralamaya yönelik birden çok eylemi aynı anda meydana geldiğinden olay bir bütün olarak düşünüldüğünde 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesi dikkate alınarak, tek bir yaralama suçunu oluşturduğu halde sanığın hem tamamlanmış eşini kasten basit yaralama suçundan ve hem de eşini silahla kasten basit yaralama suçuna teşebbüsten iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmemiştir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2019 tarihli 2019/517 Esas, 2019/584 Karar sayılı kararının 5271 sayılı 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA; müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, CMK’nin 309/4-b maddesine göre sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.