Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/22768 E. 2020/13931 K. 19.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/22768
KARAR NO : 2020/13931
KARAR TARİHİ : 19.10.2020

Basit yaralama suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-c, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair Ceyhan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2012 tarihli ve 2011/423 Esas, 2012/21 Karar sayılı kararının 21.02.2012 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 05.10.2016 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine hakkındaki hükmün açıklanarak, 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 86/3-c, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ceyhan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.05.2018 tarihli ve 2018/19 Esas, 2018/293 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 11.08.2020 tarihli ve 2020/10106 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.09.2020 tarihli ve 2020/74538 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesindeki, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda; itiraza tabi olan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair sanığın gıyabında verilen Ceyhan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2012 tarihli kararının sanığın savunmasında bildirdiği ve aynı zamanda mernis adresi olan “Şahin Özbilen Mahallesi 257 Sokak No:65 İç Kapı No:1/1 Ceyhan/Adana” adresine, öncelikle 7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesine uyarınca tebligat yapılarak, yapılan tebligatın iade edilmesi halinde, bu sefer anılan Kanun’un 21/2. maddesine gereğince tebliğ edilmesi yerine, 30.01.2012 tarihinde doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince yapılan tebliğ işleminin geçerli sayılamayacağı, bu nedenle anılan kararın kesinleşmediği,
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2019/486 Esas, 2019/1821 Karar sayılı ilâmında “…suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilk kararın usulüne uygun olarak kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamayacağı…” şeklinde belirtildiği üzere Ceyhan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2012 tarihli kararı ile sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın usulüne uygun olarak kesinleşmemesi nedeniyle denetim süresinin de işlemeye başlamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın bildirdiği bilinen en son adresinin aynı zamanda mernis adresi olduğunun, yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın sanık adına mernis adresine tebliğe çıkartıldığının ve tebliğ imkansızlığı nedeniyle muhtara tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre sanığın adreste bulunmaması halinde, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim ederek ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirmesi gerekirken; bu işlemler yapılmadan, sanığın mernis adresinde oturup oturmadığı veya mernis adresinden sürekli olarak ayrılıp ayrılmadığı tespit edilmeden doğrudan aynı Kanunun 21/2. maddesine göre işlem yapılarak tebliğ evrakının muhtara teslim edilmesi nedeniyle yapılan tebligat usulüne uygun değildir. Bu nedenle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesinden ve denetim süresinin başlamasından söz edilemeyeceğinden ihbar üzerine CMK’nin 231/11 maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Ceyhan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.05.2018 tarihli ve 2018/19 Esas, 2018/293 Karar sayılı kararının 5271 sayılı 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.