Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/24270 E. 2020/19247 K. 16.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/24270
KARAR NO : 2020/19247
KARAR TARİHİ : 16.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) 5271 sayılı CMK’nin 232/2-b maddesi gereğince müşteki …’ın açık kimlik bilgilerine gerekçeli karar başlığında yer verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Sanığın denetim süresinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilirken açıklanan hükümde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992; Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararları gereğince, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 141/3. maddesinde, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararı uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için, sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm delillerin, bu delillere göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair önceki karara atıfta bulunmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
3) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın üzerine atılı suçu, üstsoyuna karşı silahtan sayılan taş ile işlediği olayda, birden fazla nitelikli halin (TCK’nin 86/3-a, 86/3-e maddeleri) ihlali ile atılı suçu işleyen sanık hakkında, TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler gereğince temel cezaya hükmedilirken, TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gereğince, hakkaniyete uygun şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4) Sanığın üzerine atılı suçu, üstsoyuna karşı silahtan sayılan taş ile işlediği olayda, sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesinin de uygulama maddesi olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
5) … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 10.07.2007 tarihli adli rapora göre, sanığın eylemi nedeniyle müştekinin hayat fonksiyonlarını orta (3.) derecede etkileyen kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı gözetilmeden, sanık hakkında 5237 TCK’nin 87/3. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,
6) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, müştekinin sanığa küfür etmesi nedeniyle sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin kabul edildiği olayda, müştekiden kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturduğu kabul edilen söz ve davranışların ulaştığı boyut da dikkate alınarak, TCK’nin 29. maddesi gereğince asgari oranda (1/4) haksız tahrik indirimi uygulanması gerekirken, daha vahim olaylarda uygulanma imkanı bulunan (3/4) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
7) Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkum edilen sanığın, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 16.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.