YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2886
KARAR NO : 2020/5791
KARAR TARİHİ : 03.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık tarafından hükümden sonra vekaletname ile atanan müdafiinin verdiği 10.02.2016 tarihli dilekçesi ile eski hale getirme isteminde bulunduğu, temyiz süresinin geçirilmiş olması nedeniyle ileri sürülen eski hale getirme istemleri hakkında inceleme ve karar verme yetkisinin 5271 sayılı CMK’nin 42/1. maddesi gereğince Yargıtaya ait olması nedeni ile sanık müdafiinin eski hale getirme istemini içeren 10.02.2016 tarihli dilekçesi üzerine yerel mahkemece verilen 17.02.2016 tarihli eski hale getirme talebinin kabulüne ilişkin ek kararın yok hükmünde olduğu belirlenerek yapılan temyiz incelemesinde;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinin “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, yokluğunda verilen kararın tebliği için sanığın adresine doğrudan “MERNİS adresi” ibaresi ile çıkarılan ve Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince yapılan gerekçeli karar tebliği işleminin usule aykırı olduğu anlaşılmakla, sanık tarafından hükümden sonra vekaletname ile atanan müdafiinin öğrenme üzerine 10.02.2016 tarihli eski hale getirme ve temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1) Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Olay günü İbni Sina Hastanesinde protokol bariyer görevlisi olarak çalıştığı belirtilen katılanın buna ilişkin görev belgesi de temin edildikten sonra sonucuna göre TCK’nin 125/3-a maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
b) Sanık hakkında kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan hükmolunan temel cezanın doğrudan TCK’nin 125/3-a maddesi uyarınca tayini yerine aynı Kanun’un 125/1. maddesi ile belirlenip daha sonra TCK’nin 125/3-a maddesi gereğince artırım yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA
2)Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Sanık müdafiinin 10.02.2016 ve 12.02.2016 tarihli dilekçelerinde, aynı olayla ilgili sanığın Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 2015/319 Esas- 2015/858 Karar sayılı kararı ile mahkumiyet aldığını bildirmesi üzerine, Uyap sistemi üzerinden yapılan kontrolde, sanık hakkında aynı olay ile ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 24.04.2015 tarihli ve 2015/17875 esas numaralı iddianamesiyle kasten yaralama ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kamu davasının açıldığı, iddianamenin kabulü üzerine yapılan yargılama sonucunda Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 2015/319 Esas- 2015/858 Karar sayılı kararı ile kasten yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine hükmolunduğu, bu kararın sanık müdafii ve katılan vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 11.07.2019 tarihli ve 2019/11448 Esas – 2019/15254 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu anlaşılmakla, bahsi geçen dosyanın aslının veya onaylı bir örneğinin getirtilerek ayrıntılı şekilde incelenmesi ile davanın mükerrir olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Olay günü İbni Sina Hastanesinde protokol bariyer görevlisi olarak çalıştığı belirtilen katılanın buna ilişkin görev belgesi de temin edildikten sonra sonucuna göre TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 03.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.