Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/3064 E. 2020/10384 K. 10.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3064
KARAR NO : 2020/10384
KARAR TARİHİ : 10.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, mala zarar verme, konut dokunulmazlığının ihlali, tehdit, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanıkların temyiz taleplerinin, haklarında hükmolunan mahkumiyet kararlarına münhasır olduğunun tespiti ile yapılan incelemede;
Oluş ve dosya kapsamına göre, … ve Dinler aileleri arasında husumet bulunduğu, olay günü belirlenemeyen bir nedenle bu husumetin gündeme geldiği ve Dinler soyadlı sanıkların, fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak halinde hareketle ellerinde sopalar olduğu halde … ailesinin evine giderek, bu eve ait kapıyı kırıp içeri girmek ve … soyadlı katılanları darp etmek, akabinde de hakaret ve tehdit içerikli sözler sarf etmek suretiyle gerçekleşen olayda, tüm sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nin 37. maddesinin tatbiki ile her bir suç için ayrı ayrı hükümler kurulması gerektiği gözetilmeden, sanıkların eylemleri müstakilen değerlendirilmek suretiyle hükümler kurulmuş ise de haklarında bir kısım suçlar için hüküm kurulmamış olan sanıklar yönünden, zamanaşımı süresince her zaman bir hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1)Katılan …’da meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Adli Tıp Kurumu Van Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 31/07/2014 tarihli raporda, “Duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olup olmadığının değerlendirilebilmesi için olaydan en az 6 ay sonra bir ortopedi kliniğine sevkinin sağlanarak son durum muayenesine ait raporun gönderilmesi gerekir.” ifadelerine yer verildiği anlaşılmakla; katılanın, tüm tedavi evrakları, film ve grafileri ile geçici ve kesin raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak söz konusu hususta rapor tanzimi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik inceleme ile yetersiz rapora istinaden yazılı şekilde hükümler kurulması,
2)Sanıklar …… …ve …in savunmalarına göre, olay anında başka yerleşim yerlerinde bulunduklarını ve olay yerine (köye) döndüklerinde kavganın bitmiş olduğunu beyan etmeleri karşısında, adı geçen sanıkların olay gün ve saati itibarıyla cep telefonu sinyal bilgileri araştırılarak savunmalarına itibar edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi suretiyle maddi gerçeğin tespiti yoluna gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
3) Taraflar arasında eskiye dayalı husumet bulunduğu ve sanıkların aksi ispat olunamayan savunmalarına göre olay günü, katılan …’ın sanık …’e telefonda küfür ettiği akabinde de … ailesinin evinin önünden sürülerini geçirdikleri sırada … ailesinin kendilerinin geçmelerine engel olmaya çalıştığı yönündeki savunmaları karşısında, olayın başlangıç anına ilişkin görgüye dayalı tanık bulunmadığı ve tarafların, olayın başlangıcına ilişkin farklı anlatımlarda bulundukları nazara alınarak, mahkemece öncelikle ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespiti yoluna gidilmesi, bunun mümkün olmaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238 Esas ve 367 Karar sayılı kararı ve bu kararla uyumlu Dairemizin yerleşmiş ve süreklilik gösteren içtihatlarında da kabul edildiği üzere, şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine değerlendirilmesiyle 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanması gerekip gerekmediğinin karar yerinde tartışmasız bırakılması,
4)Sanıklar hakkında hakaret suçundan hükümler kurulurken, katılanlar hakkında 5237 sayılı TCK’nin 129. maddesinin uygulandığı da nazara alınarak, sanıklar yönünden de aynı kanun hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
5)Sabıkasız sanıklar hakkında TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında kalan “Kasten Yaralama” ve aynı Kanun’un 125/1. maddesi kapsamında kalan “Hakaret” suçundan hükümler kurulurken, Kanunda yer alan seçimlik cezalardan, gerekçeden ve kanuni dayanaktan yoksun şekilde hapis cezasının tercih edilmesi,
6) Sabıkasız sanıklar hakkında, yargılama konusu eylemlerin bizzat kendisini ya da teşdit nedenini teşkil eden kriterler gerekçe gösterilerek, sanıklar hakkında TCK’nin 62, 51. ve 5271 sayılı CMK’nin 231. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
7) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 10/09/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.