Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/3072 E. 2020/7062 K. 17.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3072
KARAR NO : 2020/7062
KARAR TARİHİ : 17.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Gerekçeli karar başlığında, şikayetinden vazgeçen …’ın sıfatının “mağdur” yerine “müşteki” olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
2) Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “04.05.2015” yerine “04.11.2005” olarak yanlış gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/2-c maddesine aykırı davranılması,
3) Mağdur hakkında Reşadiye Devlet Hastanesince düzenlenen 05.05.2015 tarihli genel adli muayene raporunda “Sol gözde morluk ve bulanık görme sol kol ulna kemiğinde çatlak mevcut, hayati tehlikesi şu an için yoktur, BTM ile giderilemez, geçici hekim raporudur, kati rapor göz uzmanı tabip tarafından yazılması uygun görülmüştür” şeklinde görüş belirtildiği, aynı kurumun 05.05.2015 tarihli Acil Poliklinik epikrizinde ise “yumuşak doku bozukluğu” olduğunun belirtildiği, Tokat Devlet Hastanesi Ortopedi Uzmanı tarafından düzenlenen 05.05.2015 tarihli raporda “05.05.2015 tarihli yapılan muayenesinde sol dirsekte yumuşak doku travması mevcutttur. Yaralama fiili mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmadığı, vücutta kemik kırılmasına neden olmadığı, yaralanma fiilinin kişi üzerindeki etkisi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olduğu” şeklinde görüş belirtildiği halde hükme esas alınan Tokat Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 13.11.2015 tarihli raporda ise sol koldaki yaralanma ile ilgili gerekli açıklamayı içermeden raporun sonuç kısmında “….saptandığı belirtilen kırığın, hayat fonksiyonlarını ORTA(2) derecede etkileyecek nitelikte olduğu” kanaatini belirtildiği, bu haliyle raporlar arasında çelişki bulunduğundan mağdurun tüm tedavi evrakları, raporları,epikriz, film ve grafilerinin Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kuruluna gönderilerek, yaralanmasının vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olup olmadığı, neden olmuşsa hayati fonksiyonlara etkisinin kaçıncı derece olduğu ve 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm ölçütlere göre yaralanmasının niteliği hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporu alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken yetersiz ve çelişkili rapora dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 17.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.