Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/3102 E. 2020/16748 K. 18.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3102
KARAR NO : 2020/16748
KARAR TARİHİ : 18.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Olası kastla yaralama, hakaret, tehdit
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin katılan … vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Katılan … vekili 04.03.2016 ve 25.03.2016 havale tarihli temyiz dilekçelerinde, sanık hakkında kurulan beraat hükümlerini temyiz ettiklerini belirtmiş ise de, sanık hakkında katılan …’a yönelik tehdit suçundan açılan bir dava ve kurulan hüküm bulunmadığı, sanık hakkında temyiz dışı katılan …’ya yönelik tehdit suçundan açılan kamu davası hakkında sanığın beraatine karar verildiği ve sanık hakkında temyiz dışı katılan …’e yönelik tehdit suçundan açılan kamu davası yönünden de Bayram Umut’un suçtan zarar gören sıfatı ve anılan hükmü temyize hakkı bulunmadığından, katılan vekilinin temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2) Sanık hakkında katılan …’a yönelik hakaret suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
3) Sanık hakkında katılan …’a yönelik olası kastla yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;

a) Sanık hakkında temyiz dışı katılan …’ya yönelik 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 125/1, 106/1-1. maddeleri, katılan …’a yönelik TCK’nin 86/2, 125/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, suç tarihi itibarıyla TCK’nin 86/2. maddesinde düzenlenen “basit kasten yaralama” suçu ve TCK’nin 125/1. maddesinde düzenlenen “hakaret” suçu uzlaştırma kapsamında bulunsa da, uzlaşma kapsamında bulunmayan TCK’nin 106/1-1. maddesinde düzenlenen “tehdit” suçu ile birlikte işlenmiş olması nedeniyle 7188 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanamadığı, ancak hükümden sonra 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi gereğince uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenerek, CMK’nin 253. maddesinin 3. fıkrasının “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklinde değiştirildiği ve bu haliyle “olası kastla yaralama” suçunun mağdurunun katılan …, “tehdit” suçunun mağdurunun temyiz dışı katılan … olması ve ayrıca sanık hakkında temyiz dışı katılan …’ya yönelik tehdit suçundan beraat kararı verilmesi nedeniyle, TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, katılan … ile sanık arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
b) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesinin “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükmüne, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar
verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibarıyla Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerden dolayı 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 18.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.