Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/3310 E. 2020/5733 K. 03.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3310
KARAR NO : 2020/5733
KARAR TARİHİ : 03.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında 6136 sayılı yasaya aykırılık suçundan verilen karara ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanığa yüklenen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst haddine göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e, 66/2. maddelerinde 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, ilk mahkumiyet tarihi olan 10.04.2007 ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarih olan 14.12.2011 tarihi arasındaki süre ve denetim süresi içinde işlenen suçun suç tarihi olan 30.11.2013 tarihi ile hükmün açıklanması tarihi arasındaki sürenin 5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddenin son cümlesi gereği birleştirilmesi durumunda TCK’nin 66/1-e, 66/2. maddelerinde öngörülen 12 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinin anlaşılmış olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeple 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
2) Sanık hakkında müştekiye yönelik kasten yaralama suçundan verilen karara ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde ise;
a) Sanık hakkında dava konusu suç ile ilgili olarak daha önce CMK’nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle duruşma açılıp hükmün açıklanmasına karar verilerek yeniden hüküm kurulmuş ise de; temyize konu olan ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hükmün yeni hüküm olduğu, bu nedenle kararın dayandığı tüm kanıtların, bu
kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eylemlerinin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, Anayasanın 141/3 ve 5271 sayılı CMK’nin 34 ve 223, 230. maddelerine aykırı davranılması,
b) Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ile ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında artırılması öngörülmüş olması karşısında, müştekinin adli raporunda vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (3.) derece olduğunun belirtilmesine rağmen, TCK’nin 3. maddesine göre orantılılık ilkesine aykırı olarak (1/2) oranında artırım yapılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
c) Sanık hakkında 6136 sayılı yasaya aykırılık suçundan ceza tayin edilirken takdiri indirim yapıldığı halde, kasten yaralama suçundan verilen cezada TCK’nin 62. maddesi uyarınca takdiri indirim yapılmamak suretiyle hükümde çelişki oluşturulması,
d) Hapis cezasına mahkumiyet kararı verilen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesi uygulanmamış olması, hak yoksunluğu kasıtlı suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olduğundan ve Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/8 Karar sayılı kararı ile TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle de, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.