YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3331
KARAR NO : 2020/5765
KARAR TARİHİ : 03.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında kurulan hüküm bakımından sanık müdafiinin temyizine bianen yapılan incelemede,
Gerekçeli kararın sanık …’e 17.03.2016 tarihinde usulüne uygun olarak tefhim edildiği, sanığın müdafiine yapılan tebligatın temyiz süresini yeniden başlatmayacağı cihetle CMUK’un 310. maddesinde belirtilen bir haftalık yasal süreden sonra 01.04.2016 günü temyiz eden sanık müdafiinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 317. maddesi gereğince oybirliğiyle REDDİ,
2) Sanık hakkında kasten yaralamadan kurulan hüküm bakımından sanığın temyizine binaen yapılan incelemede,
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; hakkında TCK’nin 125/1. ve 106/1-1. maddelerinden dava açılan sanık hakkında ihbara konu Muğla 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 23.10.2013 tarih, 2012/1335 Esas – 2013/876 Karar sayılı hükmü ile hakaret suçundan mahkumiyet, TCK’nin 106/1-1 maddesindeki tehdit suçundan beraat hükmü kurulduğu; hakaret suçunun uzlaşmaya tabi olmayan TCK’nin 106/1-1. cümlesindeki tehdit suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi gereğince uzlaşmaya tabi olmadığı; tehdit suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı ve bu durumda mahkumiyet hükmü kurulan hakaret suçunun uzlaşmaya tabi olmayan başka bir suç ile birlikte işlenmesi durumunun ortadan kalktığı anlaşılmakla; TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, söz konusu ilama ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Sanığın mağduru hayati fonksiyonlarını orta (2.) derecede etkileyecek nitelikte kemik kırığına neden olacak şekilde yaraladığı olayda; 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinin 19.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile yapılan değişikliğe kadar müstakil fıkra olduğu da dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi gereğince, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve eylemine uyan 5560 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesi ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 87/3. maddeleri kararın gerekçe bölümünde eyleme uygulanıp elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi gerekirken, denetime olanak vermeyecek şekilde değişiklikten sonraki yasa maddeleri ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas- 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.