Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/3857 E. 2020/10381 K. 10.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3857
KARAR NO : 2020/10381
KARAR TARİHİ : 10.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak… Hastanesince tanzim olunan 25.09.2014 tarihli raporda, “Alt dudak çene arkasında 1,5 cm. uzunluğunda tranvers uzanan skar dokusu, estetik müdahale yapılmadığı takdirde çehrede sabit eser niteliğindedir.” şeklindeki açıklamaya yer verilmesi karşısında; katılanın, tüm tedavi evrakları, varsa film ve grafileri ile geçici ve kesin raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, meydana gelen yaralanmasının niteliğine ilişkin 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirtilen ölçütlere göre kesin raporu temin edilerek, sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yetersiz rapora istinaden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de ;
2) Suçunu ikrar eden sabıkasız sanık hakkında temel cezaya hükmedilirken, denetime imkan verecek şekilde somut olay ile ilişkilendirilerek alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği gözetilmeden, TCK’nin 61. maddesinde yer alan kanuni nedenlerin sıralanması suretiyle ve “meydana gelen yaralanmanın niteliği”nin, yargılama konusu eylemin “nitelikli hâl”ini teşkil etmekle ayrıca cezada artırım maddesi olarak uygulandığı gözetilmeyerek, yetersiz gerekçe ile temel cezanın tespitinde alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle hüküm kurulması,
3)Sanık hakkında hüküm kurulurken, TCK’nin 86/1. maddesine göre belirlenen temel ceza miktarının, 87/1-c maddesi uyarınca (1) kat artırılması, bu şekilde belirlenen ceza miktarının 3 yıldan az olması halinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 tarihli, 2015/1167 Esas ve 2017/247 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, iddianamede gösterilmeyen TCK’nin 87/1-son maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilerek, hükmedilen ceza miktarının 3 yıla çıkarılması suretiyle TCK’nin 87/1-c ve 87/1-son maddelerinin ayrı ayrı, denetime imkan verecek şekilde uygulanması gerekirken; TCK’nin 86/1 maddesine göre belirlenen ceza miktarının, aynı Kanun’un 87/1-c-son maddeleri işaret edilerek doğrudan 3 yıl hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle TCK’nin 61. maddesine aykırı davranılması,
4) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
5) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 10/09/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.