Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/4318 E. 2020/10805 K. 15.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4318
KARAR NO : 2020/10805
KARAR TARİHİ : 15.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan Sanık … ve sanık …
AVCU müdafii

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de; bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında katılan …’ı kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
b) Katılanın yaralanmasının niteliği hakkında düzenlenen Hitit Üniversitesi Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 28/05/2015 tarihli geçici raporunda göğüs ve beyin cerrahisi konsültasyonunun gerektiği belirtildiği halde, mahkemece belirtilen eksikliklik yerine getirilmeden yalnızca katılan ile ilgili göğüs cerrahisi uzmanından rapor alınarak, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
c) Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca tayin edilen 1 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden, suçun silahla işlenmesi nedeniyle aynı Kanun’un 86/3-e maddesi uyarınca yarı oranda artırım yapılırken ”1 yıl 15 ay” hapis cezası yerine hesap hatası yapılarak ”2 yıl 3 ay” hapis cezasına hükmedilmesi ,
d) Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddelerine göre ceza miktarı belirlendikten sonra, aynı Kanun’un 87/1-d maddesinin tatbiki neticesinde, ceza miktarının 5 yılın altında kalması halinde TCK’nin 87/1-son maddesi gereğince 5 yıla çıkartılması gerekirken; doğrudan TCK’nin 87/1-d-son maddesi işaret edilerek yazılı şekilde uygulama yapılmak suretiyle TCK’nin 61. maddesine aykırı davranılması,
e) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53/1. fıkrasındaki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,
3) Sanık … hakkında katılan …’i kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığın katılana karşı kasten yaralama eylemi sonucunda katılanın duyularından ve organlarından birinin sürekli zayıflaması ve orta (2) derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı ve sanık hakkında yerel mahkeme tarafından TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gereğince alt sınırdan uzaklaşıldığı görüldüğünden tebliğnamenin eleştiri görüşüne iştirak edilmemiştir.
5275 sayılı Kanun’un 108/3. maddesinde, ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlünün koşullu salıvermeden yararlanamayacağı hususu düzenlenmiş olup, mahkemece sanık hakkında tekerrür uygulamasına esas alınan ilamda, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulandığı ve bu nedenle sanığın ikinci kez mükerrir olduğu anlaşıldığı halde, cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmemesi, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak Hitit Üniversitesi Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Ortopedi Uzmanı tarafından tanzim olunan ve hükme esas alındığı anlaşılan 25/11/2015 tarihli adli muayene raporunda, “sol 1. Parmak amputasyonu ve sol ayak 2. Parmak kırığı ortapedi açısından duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olur, işlevinin yitirilmesine neden olmaz” ifadesine yer verilmesi karşısında; adli tıp kriterleri ve Dairemizin yerleşik uygulamalarında kabul edildiği üzere, “duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olan yaralama”ya ilişkin muayenenin olay tarihinin üzerinden en az 18 ay geçtikten sonra yapılması ve buna göre rapor tanzimi gerektiği gözetilmeden, olay tarihinin üzerinden yaklaşık olarak 6 ay geçtikten sonra düzenlenen rapora dayanılarak eksik inceleme ile hüküm kurulduğu anlaşılmakla; katılanın, tüm tedavi evrakları, varsa film ve grafileri ile geçici ve kesin raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, yapılacak muayenesini müteakip meydana gelen yaralanmasının organ işlevinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde olup olmadığı hususu da saptanarak, 5237 sayılı TCK’nin 87. ve 87. maddelerinde belirtilen ölçütlere göre yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin yetersiz rapora istinaden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
b) Sanığın eylemi sonucunda katılandaki yaralanmanın duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ve orta (2) derecede kemik kırığına sebebiyet verdiği ve sanık hakkında en ağır cezayı gerektiren sonuçtan dolayı bir defa cezalandırılması gerekmekte olup, 5237 sayılı TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddelerinin uygulanmasından sonra TCK’nin 87/1-a ve 87/1-son. maddelerinin uygulanması gerekirken, uygulama yeri bulunmayan TCK’nin 87/3. maddesi gereğince artırım yapılarak sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması,
c) Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/1 maddesi uyarınca tayin edilen 1 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden, suçun silahla işlenmesi nedeniyle aynı Kanunun 86/3-e maddesi uyarınca yarı oranda artırım yapılırken ”1 yıl 15 ay” hapis cezası yerine ”2 yıl 3 ay” hapis cezası, bu miktar üzerinden TCK’nin 87/3 maddesi uyarınca 1/5 oranında artırım yapılırken “1 yıl 20 ay 12 gün” hapis cezası yerine hesap hatası yapılarak “2 yıl 8 ay 12 gün” hapis cezasına hükmedilmesi ,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53/1. fıkrasındaki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 15.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.