Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/4988 E. 2020/10764 K. 15.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4988
KARAR NO : 2020/10764
KARAR TARİHİ : 15.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, tehdit, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık … müdafii, sanık …

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Katılan sanık … müdafiinin temyiz isteminin sanık sıfatıyla müvekkili hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olduğu; katılan sanık …’ın temyiz isteminin sanık sıfatıyla hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olduğu anlaşılmakla, bu kapsamla sınırlı olarak yapılan incelemede;
1) Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Haksız tahrik oluşturan eylemin katılanın sanığa hakaret ve tehdit etmesinden ibaret olmasına göre, 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesi uyarınca cezada orantılılık ilkesi de gözetilerek sanığın cezasından TCK’nin 29. maddesi uyarınca makul oranda indirim yapılması yerine yazılı şekilde (3/4) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza verilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında hakaret ve tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 106/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca tehdit, 125/1. maddesi uyarınca hakaret suçlarından kamu davaları açıldığı, suç tarihinde TCK’nin 106/1. maddesi 1. cümlesindeki tehdit suçunun uzlaşma kapsamında bulunmaması ve hakaret suçunun da tehdit suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi uyarınca uzlaşmaya tabi olmadığı ve soruşturma aşamasında yapılan uzlaştırma tekliflerinin geçersiz olduğu anlaşılmış ise de sanığın üzerine atılı TCK’nin 106/1. maddesi 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı, bu nedenle CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı, sanığın mahkumiyetine karar verilen ve temyiz incelemesine konu edilen tehdit ve hakaret suçlarının uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla, sanık ile katılan arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
b) Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 125/1. maddesi kapsamında yer alan “Hakaret” ve TCK’nin 106/1. maddesinin 1. cümlesi kapsamında yer alan “Tehdit” suçlarına ilişkin olduğu, bahse konu hakaret suçu yönünden kanunda öngörülen ceza miktarının “üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu, tehdit suçu yönünden kanuna öngörülen ceza miktarının “altı aydan iki yıla kadar hapis cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’nun 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “1/1/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
c)5237 sayılı TCK’nin 43/1. maddesinin uygulanabilmesi için, bir suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda aynı kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi gerekli olup dosyada yer alan mesaj tespit tutanağına göre, sanığın katılana gönderdiği hakaret içerikli mesajlar arasında çok kısa zaman aralığı bulunduğu nazara alındığında, araya belli bir zaman aralığı girmeksizin aynı eylemin devamı niteliğindeki sözlerinden dolayı sanık hakkında hakaret suçu yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
d)Sanık hakkında tekerrüre esas alınan … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.11.2014 tarihli ve 2014/386 Esas 2014/585 Karar sayılı ilamında sanığın tekerrüre esas sabıkası bulunduğu gerekçesiyle TCK’nin 203/1. maddesi uyarınca seçimlik cezalardan hapis cezası seçilerek sonuç olarak 5 ay hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş ise de tekerrüre esas alınan ilamlardan aynı mahkemenin 05.10.2011 tarihli ve 2010/430 Esas- 2011/795 Karar sayılı ilamının infazının durdurulup Yargıtay’a gönderildiği Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 28.05.2014 tarihli ve… Karar sayılı ilamı ile bozulması, diğer ilam olan yine aynı mahkemenin 27.06.2008 tarihli ve 2008/30 Esas – 2008/469 Karar sayılı ilamının ise infaz tarihinden itibaren 3 yıllık sürenin geçmesi nedeniyle tekerrür hükümleri uygulanamayacağından dolayısıyla TCK’nin 58/3. maddesi uyarınca hapis cezası seçme zorunluluğu da bulunmayacağından kanun yararına bozmaya gidilmesi gerektiğinden bu hükmün tekerrüre esas alınamayacağı ancak sanığın adli sicil kaydında yer alan … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.09.2014 tarihli ve … Karar sayılı ilamı ile TCK’nin 206/1, 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 2 ay 15 gün hapis cezasının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
e) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 15.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.