Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/5162 E. 2020/14012 K. 19.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5162
KARAR NO : 2020/14012
KARAR TARİHİ : 19.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Mağdur …’ın yaralanmasına ilişkin Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 26.05.2015 gün ve 128 nolu raporda “Sağ kaş kenarında 1 cm laserasyon, burun üzerinde ödem, nazal fraktür, sağ kulak arkasında 3 cm derinlikte sıyrık” olduğunun tespit edildiği, aynı hastanenin KBB uzmanı tarafından düzenlenen 02.09.2015 gün ve 16789 evrak nolu raporda “Tramvaya bağlı sağa aks deviasyonu ve sol os nazalde çökme kırığı olan hastanın redüksiyon amaçlı operasyon geçirdiğinin” belirtilmiş olduğu, ancak raporların mağdurun yüz bölgesinde meydana gelen yaralanmalar ile burnunda meydana gelen deviasyonun yüzde sabit ize neden olup olmadığı ve kırığın hayati fonksiyonlarına etkisi hususunda tespit içermediği gözetildiğinde, anılan raporların hükme esas alınacak yeterlilikte olmadıkları anlaşılmakla, mağdurun tüm tedavi evrakları, geçici ve kati raporları ile birlikte en yakın adli tıp şube müdürlüğüne bizzat sevki ile tarif edilen yaraların yüzde sabit iz niteliğinde olup olmadığı ve meydana gelen kemik kırığının hayati fonksiyonlarına etkisi hususunda rapor aldırılıp, sonucuna göre sanık …’ın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Arkadaş olan sanıkların alkolün etkisi ile çıkan tartışma sonucu birbirlerini yaraladıkları olayda, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespit edilmediğinin mahkemece de kabul edildiği gözetildiğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 – 238 Esas – 367 Karar sayılı kararı ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarına göre, sanıklar lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanması gerektiği gözetilmemesi,
3) 5275 sayılı CGTİK’nin 108. maddesinin 4-5-6. fıkralarına göre denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi hükmü veren mahkemeye değil hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverilme ile ilgili kararı verecek mahkemeye ait olup mahkumiyet hükmünde mükerrir sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken sanıklar hakkında kurulan hükümlerde “1 yıl ” denetimli serbestlik süresinin de belirlenmesi,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanık …’ın kazanılmış haklarının dikkate alınmasına 19.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.