YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5493
KARAR NO : 2020/7520
KARAR TARİHİ : 23.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu anlaşılan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58. madde hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Genç Devlet Hastanesinin mağdur hakkında düzenlenen olay tarihli geçici raporunda “sağ temporalde 5 cm. uzunluğunda 1 cm. derinliğinde tam kat kanamalı kesi” belirtildiği, Genç Devlet Hastanesinin Dahiliye Uzmanınca düzenlenen 21.10.2015 tarihli tarihli raporunda “hastanın yapılan muayenesinde sağ temporal bölgesinde 4 cm. çapında iyileşmiş yara izi mevcuttur. Sol bel böbrek hizasında 4 cm. çapında iyileşmiş yara izi mevcuttur. Hasta tam şifa ile iyileşmiş herhangi bir uzuv kaybı olmamıştır. Çehrede sabit eser yoktur. Hasta olayın olduğu an hayati tehlikeye maruz kalmış (büyük atardamar yaralanmasından dolayı) fakat iyileşmiş ve herhangi bir sekel (sakatlık) kalmamıştır.” şeklinde belirtildiği raporun bu haliyle tereddüte neden olduğu, ayrıca mağdurun soruşturma aşamasındaki beyanında doktorlardan başındaki yaralanmanın sert bir cisimle vurularak ya da başını sert bir yere çarparak oluşabileceğini öğrendiğini belirttiği, mağdurda oluşan yaralanmaya ilişkin her türlü tereddütlerin giderilmesi bakımından, mağdurun tedavi evrakları, geçici ve kesin raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğüne gönderilerek, mağdurun yaralanması hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre ve yaralanmasının düşmeyle mi yoksa başına bir cisimle vurulması sonucu mu oluştuğuna dair rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Dosya kapsamına, taraf ve tanık anlatımına özellikle olay anında alkollü olan mağdurun hazırlık aşamasındaki anlatımına göre yaralanmanın silahtan sayılan şişe ile gerçekleşip gerçekleşmediği olayda TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
3) Sanığa 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi hükmü gereğince ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
4) Sanık hakkında TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddeleri uygulanarak verilen hapis cezasının, mağdurun hayati tehlike geçirir nitelikte yaralanması nedeniyle TCK’nin 87/1-d maddesi gereğince bir kat artırımı sırasında hesap hatası yapılarak “2 yıl 12 ay” hapis cezası yerine “3 yıl” hapis cezasına hükmedilmesi,
5) Sanık hakkında TCK’nin 86/1. ve TCK’nin 86/3-e maddesi uygulandıktan sonra mağdurun yaşamsal tehlike geçirmesi nedeniyle 87/1-d maddesi gereği cezanın bir kat artırılması ve ek savunma hakkı tanınmak suretiyle TCK’nin 87/1-son fıkrası gereği 5 yıl hapis cezasının altında kalması halinde 5 yıl hapis cezasına çıkartılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
6) Haksız tahrik oluşturan eylemin haksızlık içeriğine göre TCK’nin 3. maddesi uyarınca orantılılık ilkesi gözetilerek sanığın cezasından TCK’nin 29. maddesi gereğince (1/4) oranında indirime gidilmesi gerekirken (1/2) oranında indirim yapılarak eksik ceza tayin edilmesi,
7) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 23.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.