YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6055
KARAR NO : 2020/10401
KARAR TARİHİ : 10.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1)Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ve TCK’nin 234/1. maddesi kapsamında yer alan “Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarlarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası” ve ” üç aydan bir yıla kadar hapis cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’nun 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2)Kabule göre; sanık aşamalarda katılan …’ün kendisine iftira attığını denetimli serbestliğini yakmak istediğini, suç tarihinde …’tan İstanbul’a gitmediğini savunmuş ve olay sırasında evde bulunan ve soruşturma aşamasında ifadesine başvurulan …’un yargılama aşamasında öldüğü ve dosya kapsamından sanıkla Salim’in arasında husumet bulunduğunun anlaşılması karşısında soruşturma aşamasındaki beyanlarına itibar edilemeyeceği cihetle; sanığın suç tarihinde kullandığı anlaşılan 0 535 300 64 80 gsm numaralı hattın suç tarihi ve saatinde olayın olduğu adreste sinyal alıp almadığı hususu ile mağdur …’ın evden kaçırıldıktan sonra nerede ve nasıl bulunduğu hususu araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken eksik inceleme ile yazılı biçimde hükümler kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca olarak BOZULMASINA, 10.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.