Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/6601 E. 2020/17621 K. 30.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6601
KARAR NO : 2020/17621
KARAR TARİHİ : 30.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet etme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığına

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık … müdafiinin temyiz talebinin kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olduğu belirlenerek yapılan temyiz incelemesinde;
Güncel adli sicil kaydına göre tekerrüre esas başkaca mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında tekerrüre esas alınan Alaşehir (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesine ait, 09.04.2013 tarih, 2013/85 Esas ve 2013/387 Karar sayılı ilamına konu suçun, 5237 sayılı TCK’nin 191/1. maddesinde düzenlenen “Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek veya Bulundurmak ya da Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanmak” suçu olduğu, hükmünden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle yeniden düzenlenen TCK’nin 191. maddesinin 5. fıkrası ve 5320 sayılı Kanun’a eklenen ek 7. maddenin 2. fıkrası sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle anılan hükme ilişkin uyarlama yapılıp yapılmadığı araştırılarak, sonucuna göre sanık hakkında tekerrüre esas alınacak ilamın infaz aşamasında belirlenmesi mümkün görüldüğünden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanıklar … ve …’in yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Yaralama” ve 6136 sayılı Kanun 15/1. maddesi kapsamında kalan “Yasak niteliği olan bıçak taşıma” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu basit yaralama eylemi yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ve yasak niteliği olan bıçak taşıma eylemi yönünden öngörülen ceza miktarının “altı aydan bir yıla kadar hapis ve yirmibeş günden az olmamak üzere adlî para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Katılan …’un yaralanmasına ilişkin Alaşehir Devlet Hastanesi göğüs cerrahi uzmanınca düzenlenen 05.08.2014 tarihli raporda “Sağ 8. ve 9. kotlarda fraktür olduğu, hayatını hafif derecede etkileyeceği” belirtildiği halde, sanıklar … ve …’a, TCK’nin 87/3. maddesinden, CMK’nin 226. maddesine göre ek savunma hakkı verilerek, cezalarında orantılı şekilde artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurularak eksik cezalar tayin edilmesi,
3) Olayın başlangıcına ilişkin taraf anlatımlarının farklılık arzettiği ve tarafların karşılıklı birbirlerini yaraladıkları olayda, sanıkların aksi kanıtlanamayan savunmaları karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 – 238 Esas – 367 Karar sayılı kararı ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, somut olayda ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin tespitine çalışılması, tespit edilememesi halinde ise sanıklar lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların ve sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme kısmen uygun BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanıklar … ve …’un kazanılmış haklarının dikkate alınmasına 30.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.