YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6783
KARAR NO : 2020/7526
KARAR TARİHİ : 23.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret, tehdit, basit yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Müşteki sanık …’ın 28.01.2016 tarihli celsede sanık …’den şikayetçi olduğu ve davaya katılmak istediği ancak bu hususta mahkemece bir karar verilmediği anlaşılmakla, müşteki sanık müdafiin süresinde temyiz dilekçesi verip hükümleri temyiz ederek katılma iradesini gösterdiği anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nin 260/1. ve 237/2. maddeleri uyarınca hükümleri temyize hakkı bulunduğundan müştekinin katılan, müdafiin katılan sanık müdafii olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
1) Sanık … hakkında basit yaralama, hakaret ve tehdit suçlarından verilen beraat kararlarına karşı katılan sanık müdafii tarafından yapılan temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA,
2) Katılan sanık … hakkında sanık …’ye karşı kasten yaralama suçu nedeniyle kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
a) Mağdur hakkında Çorlu Devlet Hastanesince düzenlenen olay tarihli geçici raporda “burun kökünde çökme mevcut, şu hali ile; hayati risk yoktur, BTM ile giderilemez, kemik kırığı mevcuttur, geçici rapordur, kati raporu KBB verecek.” şeklinde değerlendirmede bulunulduğu ve daha sonra aldırılan raporlarda mağdurdaki kemik kırığı ile ilgili değerlendirmenin bulunmadığı ayrıca da Çorlu Devlet Hastanesi Plastik Cerrahi Uzmanınca düzenlenen 30.06.2015 tarihli yüzde sabit ize ilişkin raporunun olay tarihi üzerinden 6 ay geçmeden alındığı gibi, raporda ”burun sırtı radix bölgesinde lokalize ~1,6 cm. uzunluğunda çökme (1 mm.) arz eden yara izi” mevcut olduğu ve sabit iz niteliğinde olduğu belirtilmesine karşın, yaranın niteliği ve sözel diyalog mesafesinden, belirgin bir dikkat sarf etmeden, ilk bakışta fark edilip edilmediği gibi hususlarda da rapor içeriği yetersiz olup, Adli Tıp kriterlerine uygun olmadığı anlaşıldığından, mağdurun, tedavi evrakları, geçici ve kesin raporlarıyla birlikte en yakın Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek yaralanmasının yüzde sabit ize neden olup olmadığı hususunda duraksamaya yer vermeyecek, mağdurda kemik kırığı meydana gelip gelmediğini de değerlendirecek ve 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde kesin raporu aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
b) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesinden temel ceza belirlendikten sonra mağdurun yüzünde sabit iz oluşması nedeniyle TCK’nin 87/1-c maddesi uygulanarak verilen 2 yıl hapis cezasının, TCK’nin uyarınca 87/1-son maddesi gereğince ek savunma hakkı da tanınmak suretiyle 3 yıl hapis cezasına çıkartılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Sanığın eylemi nedeniyle mağdurun, yüzünde sabit ize ve vücudunda kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı olayda, en ağır cezayı gerektiren sonuçtan dolayı 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 87/1-c, 87/1-son maddeleri uyarınca cezalandırılması ile yetinilmesi gerekirken, hatalı uygulama ile mağdurda kemik kırığı meydana geldiğinden bahisle, ayrıca TCK’nin 87/3. maddesi gereğince artırım yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,
ç) Mağdurun hem kemik kırığına hem de yüzünde sabit ize neden olan yaralanması nedeniyle birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan sanık hakkında TCK’nin 86/1. maddesince temel cezaya hükmedilirken meydana gelen zararın ağırlığı ve kastının yoğunluğu da dikkate alınarak TCK’nin 61. ve TCK’nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
d) Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 23.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.