YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6950
KARAR NO : 2020/8814
KARAR TARİHİ : 07.07.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)İddianame anlatımında müştekinin basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte yaralandığının belirtilerek sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi gereğince cezalandırılması talep edildiği halde, sanığa ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesinin uygulanarak yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine aykırı davranılması,
2)Müşteki hakkında … Devlet Hastanesinin 05.08.2014 tarihli genel adli muayene raporunun ”sol frontal bölgede şişlik, darp-cebir var, kanama yok. Nörolojik muayene normal. Şahıs müşahade altında kalmak istemedi. Kalıcı hekim raporunu beyin cerrahi tarafından verilecektir. BTM ile iyileşmez. Durum bildirir geçici hekim raporudur. Alkol 0 promil.” şeklindeki tespiti sonrasında, … Devlet Hastanesi’nin 01.09.2014 tarihinde beyin cerrahi uzmanınca verilen genel adli muayene raporunun ”Lezyon saptanmadı. Nörolojik defisit yok. Bu bulgularla nöroşürijikal açıdan hayati tehlikesi yoktur. Durumu BTM ile düzelebilir niteliktedir. Kesin rapordur.” şeklinde tespitlere yer verdiği, rapor içeriğinin Adli Tıp kriterlerine uygun olmayıp, hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmakla; müştekiye ait tüm tedavi evrakları, geçici ve kat’i raporları temin edilip evrakların en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek, özellikle söz konusu yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceğine ilişkin hususu gösterir şekilde, 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerinde belirtilen ölçütlere göre yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek kati raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3)Taraflar arasında meydana gelen kavgada, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238 Esas – 2002/367 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin araştırılması, bu hususun tespit edilememesi durumunda şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilmesiyle 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesinde yer alan orantılılık ilkesi de nazara alınarak 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari (1/4) oranda uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
4)5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddesine, 28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği, sanığın adli sicil kaydında yer alan ve 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce 26.11.2009 ve 28.03.2013 tarihlerinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, adli sicil kaydına göre engel mahkumiyeti bulunmayıp, hakkında takdiri indirim maddesi uygulanan sanık hakkında daha önceden hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine rağmen denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediğinden hakkında yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle CMK’nin 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 07.07.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.