YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6963
KARAR NO : 2020/14191
KARAR TARİHİ : 21.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Kamu davasının düşürülmesine dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Mağdur …’ın yaralanması hakkında Şanlıurfa Adlî Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 20/11/2015 tarihli, 3258 sayılı raporda “baş vertekste yaklaşık 3 cm’lik düzgün kenarlı cilt cilt altı kesi, boyun arka kısımda yaklaşık 3 cm uzunluğunda 0,5 cm genişliğinde eritem, sırtta yaklaşık 15×3 cm’lik eritem, sol kol humerus arka kısımda yaklaşık 10×3 cm’lik eritem, kabarıklık, sağ omuz arka kısımda yaklaşık 8-10 cm uzunluğunda 3 cm genişliğinde eritem, kabarıklık olduğu” tespitlerine yer verildiği ve yaralanmasının yüzde sabit iz ve organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olup olmadığı hususunda görüş isteniyorsa kişinin muayene olmak üzere gönderilmesi gerektiğinin bildirildiği halde mağdurun yaralanmasının yüzünde sabit iz veya duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olup olmadığı hususunda rapor alınmadığı anlaşılmakla, mağdurun tüm tedavi evrakları, raporları, film ve grafileri ile birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevkedilerek yaralanmasının yüzünde sabit iz veya duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesine neden olup olmadığı hususlarında duraksamaya yer vermeyecek ve 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde kesin raporu aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik kovuştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) 5271 sayılı CMK’nin 193/2. maddesi ve Yargıtay CGK’nin 25.03.2014 tarih, 2013/12-74 Esas ve 2014/140 sayılı Kararı uyarınca ceza yargılamasında sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulabileceğine ilişkin kuralın, fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir durumun varlığı ile sınırlı olarak uygulanabileceği, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda ise sanığın savunması alınmadan hüküm kurulamayacağı halde, CMK’nin 193/2. maddesine yanlış anlam verilerek sanığın sorgusu yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre;
3) Mağdur …’ın sanığın kendisini sopa ile yaraladığına ilişkin beyanı ile uyumlu adli raporunda yer verilen bulgular, tanık anlatımları ve sanık …’nin soruşturma aşamasındaki ikrar içeren savunmaları uyarınca, sanığın üzerine atılı silahla kasten yaralama suçunu işlediği sabit olduğu ve 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği halde, sopa ile vurduğuna ilişkin iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle, sanık eyleminin TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında kaldığı kabul edilerek, sanık hakkındaki kamu davasının şikayetten vazgeçme nedeniyle yazılı şekilde düşürülmesine karar verilmesi,
4) Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesinde düzenlenen basit kasten yaralama suçunun takibi şikayete bağlı suçlardan olduğu ve mağdurun 20.05.2015 tarihli celsede şikayetten vazgeçtiğini bildirdiği anlaşılmakla, sanıktan 5237 sayılı TCK’nin 76/6. maddesi gereğince vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.