Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/7338 E. 2020/11471 K. 22.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7338
KARAR NO : 2020/11471
KARAR TARİHİ : 22.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5275 sayılı Kanun’un 108/2. ve 108/3. maddeleri dikkate alınarak…2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.03.2010 tarih, 2009/855 Esas- 2010/198 Karar sayılı, 13.04.2010 tarihinde kesinleşen ilamının tekerrüre esas sabıkalarından ikinci kez mükerrirlik şartını gerçekleştirdiği halde sanığın mükerrir sayılması aleyhe temyiz olmadığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1)Mağdurun yaralanması hakkında, …Devlet Hastanesi’nin 23.11.2015 tarihli KBB uzmanı tarafından verilen raporunda ”Darp neticesi kontrol nedeniyle 23.11.2015 tarihinde hastanemizin kulak burun boğaz polikliniğine 878 protokol no ile müracaat eden Eyüp oğlu 16.06.1986 doğumlu … TC no.lu …’in muayenesi yapıldı. Eski darp. Buruna darbe almış. Fizik muayenede nazal aks sola deviye, nazal hump mevcut. Septum önde sağa, arkada sola deviye izlendi. 23.11.2015 tarihli nazal grafisi değerlendirildi. Mevcut patoloji basit tıbbi müdahale ile giderilemez. 1.(hafif) derece yaralanmadır. Hayati tehlike oluşturmaz. Darbeye bağlı gelişip gelişmediği bu bulgular ile tespit edilemez. Darbe öncesinde de gelişme ihtimali mevcuttur. Durum bildirir kati kanaat raporudur.” şeklinde, Aile hekimi tarafından 26.06.2015 tarihinde verilen 5547 protokol numaralı raporunda ”Darp cebir muayenesi ve raporunun düzenlenmesi. 25.06.2015 akşamı meydana gelen olay olduğunu beyan etti. Yapılan fizik muayeneler ve dış bakı sonrasında burunda kızarıklık + ödem mevcut. Şekil bozukluğu var. Daha önceki şeklini bilmediğimizden grafi olarak değerlendirmek gerekli. Ağrı + nefes almakta (burundan) zorluk olduğunu belirtiyor. Kati raporunun KBB uzmanı muayenesi sonrasında verilmesi uygundur. Tek hekim durum bildirir rapordur. Geçici rapordur.” şeklinde tespitlere yer verildiği, raporlarda mevcut deviasyonun yüzde sabit ize ya da yüzün sürekli değişikliğine neden olup olmadığının ve kırık meydana gelip gelmediğinin belirtilmediği, raporların içeriğinin bu haliyle Adli Tıp kriterlerine uygun olmayıp, hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmakla; mağdura ait tüm tedavi evrakları, geçici ve kat’i raporları temin edilip en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek, 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerinde belirtilen ölçütlere göre mağdurun yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek kati raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre;
2)Sanığın aşamalarda istikrarlı biçimde mağdurun kendisine küfretmesi nedeniyle kül tablasını mağdura attığına ilişkin ikrar içeren savunmaları ve mağdurun yargılama aşamasında sanığa küfrettiğine ilişkin beyanları karşısında, sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
3)Sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca belirlenen “1 yıl 6 ay” hapis cezasının TCK’nin 86/3-e maddesi uyarınca (1/2) oranında artırılması sırasında hesap hatası yapılarak ”1 yıl 15 ay” hapis cezası yerine “2 yıl 3 ay” hapis cezasına, TCK’nin 87/3. maddesi uyarınca (1/12) oranında artırılması sırasında hesap hatası yapılarak “1 yıl 17 ay 7 gün” hapis cezası yerine “2 yıl 5 ay 7 gün” hapis cezasına, TCK’nin 62. maddesi uyarınca (1/6) oranında indirim yapılması sırasında hesap hatası yapılarak “1 yıl 12 ay 10 gün” hapis cezası yerine “2 yıl 10 gün” hapis cezasına hükmedilmesi,
4)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 22.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.