YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7424
KARAR NO : 2020/14883
KARAR TARİHİ : 27.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1)Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2 ve 6136 sayılı Kanun’un 15/1. maddeleri kapsamında yer alan suçlara ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarlarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası – altı aydan bir yıla kadar hapis ve yirmi beş günden az olmamak üzere adli para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2)Mahalli mahkemece, sanığın atılı suçu katılanın internet üzerinden sinkaflı sözlerle hakaret etmesi sebebiyle işlediğinin kabulü karşısında; kasten yaralama suçundan kurulan hükümde, sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
3)Kabul ve uygulamaya göre, de; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi gereği verilen, 8 ay adli para cezasının, 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e. maddesi uyarınca (1/2) oranında artırılması neticesinde ”12 ay” yerine, hesap hatası yapılarak ”16 ay” adli para cezasına hükmolunması, devamında TCK’nin 62. maddesi uyarınca (1/6) oranında indirilmesi ile ”10 ay” yerine, ”13 ay 10 gün” adli para cezası verilmesi, TCK’nin 52/2. maddesi gereği sonuç cezanın, ”6000 TL” yerine, ”8000 TL” adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.