Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/7443 E. 2020/12842 K. 06.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7443
KARAR NO : 2020/12842
KARAR TARİHİ : 06.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Müşteki sanık …’in 11.03.2016 havale tarihli süre tutum dilekçesinin içeriğine göre katılan sıfatıyla temyiz isteminin bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede:
1) Katılan sanık … hakkında müşteki sanık …’e yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne, müşteki sanık … hakkında katılan sanık …’e yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen katılan sanık …’in temyiz sebeplerinin yapılan incelemesinde;
Katılan sanık müdafinin yüzüne karşı verilip 10/03/2016 tarihinde usulüne uygun olarak tefhim edilen hükümlere karşı, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesinde gösterilen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra 21.03.2016 tarihli dilekçe ile katılan sanığın yaptığı temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2) Müşteki sanık … hakkında katılan sanık …’e yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen müşteki sanık …’in temyiz sebeplerinin yapılan incelemesinde;
a) Müşteki sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesinde düzenlenen basit kasten yaralama suçunun uzlaşmaya tabi olması karşısında, soruşturma ve kovuşturma aşamasında taraflara usulüne uygun şekilde uzlaşmayı kabul edip etmediklerinin sorulmadığı anlaşılmakla, taraflar arasında öncelikle 5271 sayılı CMK’nin 6763 sayılı Kanun ile değişik 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma girişiminde bulunulması, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine yargılamaya devam olunarak sonucuna göre müşteki sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Müşteki sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No:126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabul ve uygulamaya göre;
c) Kısa süreli hapis cezası ertelenen müşteki sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde cezasının kısmen veya tamamen infaz edileceğine ilişkin ihtarat yapılırken uygulama maddesi olan 5237 sayılı TCK’nin 51/7. maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/6. maddesine aykırı davranılması,
d) Kısa süreli hapis cezası ertelenen müşteki sanığa 5237 sayılı TCK’nin 51/8. maddesi uyarınca denetim süresini iyi halli olarak geçirmiş olması halinde cezasının infaz edilmiş sayılacağına ilişkin ihtarat yapılmaması,
e) Kısa süreli hapis cezası ertelenen müşteki sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/4. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, müşteki sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.