Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/7844 E. 2020/16057 K. 11.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7844
KARAR NO : 2020/16057
KARAR TARİHİ : 11.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında mağdurlar … ve Ahmet’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik sanık müdafiin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün 2009/13-12 sayılı kararı uyarınca, sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, aynı Kanun’un 231/12. maddesi uyarınca itirazı kabil olduğu, sanık müdafiin itirazı üzerine itiraz mercii olan Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından inceleme yapıldığı ve 06.05.2016 tarih ve 2016/598 Değişik iş sayılı karar ile itirazın reddi üzerine kesinleştikleri anlaşılmakla, temyizen incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2) Sanık … hakkında mağdur …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında yargılama konusu kasten yaralama eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son maddesi kapsamında kaldığı ve alt sınırı beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlardan olduğu, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.10.2011 tarihli ve 2011/10-182 Esas – 2011/204 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunla değişik 5271 sayılı CMK’nin 150/3. maddesi ile “alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda” müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğunun hükme bağlanması karşısında, alt sınırı beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlar yönünden müdafii görevlendirilmesi zorunluluğu bulunmadığından, tebliğnamedeki bozma görüşüne bu yönden iştirak edilmemiştir.
a) Sanığa isnat edilen 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son maddelerinde öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezası olması nedeniyle, savunmasının yargılamayı yapan mahkemece bizzat alınması gerektiği gözetilmeyerek, talimatla aldırılması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 196/2. maddesine muhalefet edilmesi,

b) Mağdurların soruşturma aşamasında alınan beyanlarında, sanığın ortada hiçbir neden yokken kendilerine saldırdığını, akli dengesinde sorun olduğunu bildiklerini beyan ettikleri, dosyada mevcut 02.02.2015 tarihli “olay yeri görgü tespit tutanağında” da mahalle içinde yapılan araştırmada sanığın ruhi bunalımı ve psikolojik sorunları olduğunun tespit edildiği, soruşturma aşamasında dosyaya ibraz edilen Türk Silahlı Kuvvetleri sağlık raporu ve Gülhane Askeri Tıp Akademisi tarafından düzenlenen raporlarda, sanığa organik olmayan psikotik bozukluklar tanısı konularak, barışta askerliğe elverişli olmadığının tespit edilmesi karşısında, sanığın suç tarihi itibariyle ve halen TCK’nin 32. maddesi kapsamında akıl hastalığı bulunup bulunmadığı ve akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneği bulunup bulunmadığının, Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesinden veya tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden ya da Tıp Fakültelerinin tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlıklarından alınacak “sağlık kurulu raporu” ile tespit edilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğini gözetilmemesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 11.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.