Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/7956 E. 2020/13039 K. 08.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7956
KARAR NO : 2020/13039
KARAR TARİHİ : 08.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın temyiz talebinin, kendisi aleyhine kurulan hükümle sınırlı olduğunun tespiti ile yapılan incelemede,
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanığın eylemi neticesinde katılan …’de meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca tanzim olunan ve hükme esas alındığı anlaşılan 11/11/2015 tarihli raporda, “Sağ lamina papriceada defektif görünüm ve sağda nazal septal deviasyona neden olan yaralanma”dan bahsedildiği, söz konusu yaralanmanın “duyu ya da organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olmadığının ifade edildiği ve fakat defektif görünüme ve deviasyona neden olan yaralanmaların yüz bölgesi dahilinde olduğu nazara alınarak “yüzde sabit iz” niteliğinde bulunup bulunmadığına ilişkin herhangi bir görüşe yer verilmediği anlaşılmakla, katılanın, tüm tedavi evrakları, film ve grafileri ile geçici ve kesin raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, yapılacak muayenesini müteakip, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen tüm ölçütlere göre rapor temini ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2) Adli tıp kriterleri açısında kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını etkileme derecelerinin hafif (1. derece), orta (2. ve 3. derece) ve ağır (4., 5. ve 6. derece) olarak sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında artırılmasının öngörülmüş olması ve katılan hakkında düzenlenen adli muayene raporunda, vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (3.) derece olduğunun belirtilmesi karşısında, 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesinde yer alan “cezada orantılılık ilkesi”ne aykırı olacak şekilde sanığın cezasında (1/8) oranında artırım yapılmak suretiyle eksik ceza tayini,
3) Katılan …’nin aynı zamanda sanık …’e karşı gerçekleştirdiği “Hakaret” ve “Kasten Yaralama” suçlarından “sanık” sıfatıyla yargılandığı ve hakkında ceza verilmesine yer olmadığı” ve “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararlarının verildiği, nazara alınarak, üzerine atılı suçlardan beraat etmeyen “katılan” lehine, sanık … aleyhine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 08/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.