YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8163
KARAR NO : 2020/10959
KARAR TARİHİ : 17.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
TEMYİZ EDENLER : Sanık …, o yer Cumhuriyet savcıları
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
O yer Cumhuriyet savcılarının temyiz taleplerinin, sanık … Kaygısız hakkında verilen “beraat” kararına ve sanık …’un temyiz sebeplerinin kendi hakkında verilen “mahkumiyet” kararına münhasır olduğunun tespiti ile yapılan incelemede;
1)Sanık … Kaygısız hakkında “Kasten Yaralama” suçundan verilen “Beraat” kararına yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi
kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b)Oluş, iddia, dosya kapsamı, sanık …’un aşamalarda değişmeyen beyanları ve bu beyanlarla uyumlu … Devlet Hastanesince tanzim olunan 24/08/2014 tarihli adli muayene raporu ile sanık … hakkında kurulan hükümde, yargılama konusu eylemi “haksız tahrik” altında gerçekleştirdiğinin kabulü ile 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi gereği haksız tahrik hükümlerinin uygulanması karşısında, sanık …’in yargılama konusu suçu işlediği sabit olmakla, sanık …’in eylemini 5237 sayılı TCK’nin 25. maddesi kapsamında meşru müdafaa koşularında işleyip işlemediğinin tartışılması suretiyle sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken sanık hakkında üzerine atılı suçu işlediğine dair, her türlü kuşkudan uzak, mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden bahisle CMK’nin 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcılarının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,
2)Sanık … hakkında “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Olayın gerçekleşme anına ilişkin görgüye dayalı bilgisi olan tanığın bulunmadığı olayda, suçun mağduru olan …in beyanlarına ve bu beyanlarla uyumlu adli muayene raporuna itibarla hüküm kurulduğu anlaşılmakla, mağdur …’in her aşamada istikrarlı beyanları ile “Düğünde babası İsmet ile kavga ettiklerini gördüm. Ben Yunus’un elinde kasa gördüm. Ben sizi barıştıralı daha bir hafta oldu dedim. Ben ikisini ayırmaya çalışırken sanık … elindeki kasayı babasına vurmak için kaldırdığında ben ikisinin arasında olduğum için bir anda benim gözümün altına ve burnuma isabet etti.” şeklindeki anlatımları karşısında sanık …’un eylemini TCK’nin 21. maddesi kapsamında “olası kast” ile işleyip işlemediğinin karar yerinde tartışmasız bırakılması,
Kabule göre de;
b)Sanık …’un eylemi neticesinde …de meydana gelen yaralanmalara ilişkin olarak,… Devlet Hastanesinde görevli KBB uzmanınca tanzim olunan 09/04/2015 tarihli ve… Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca tanzim olunan 24/06/2015 tarihli raporlara göre, …in, sanığın tek eylemi ile hem burun kemiğinde hayat fonksiyonlarını etkisi hafif (1) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak ve hem de yüzde sabit iz meydana gelecek şekilde yaralandığı gözetilerek, birden fazla nitelikli halin ihlali ile atılı suçu işleyen sanık hakkında, suçun işleniş şekli, kastının yoğunluğu ve meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ile TCK’nin 3. maddesindeki “cezada orantılılık ilkesi” gereği, temel cezaya hükmedilirken hakkaniyete uygun ve sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c)Sanık hakkında hüküm kurulurken, TCK’nin 86/1 ve 86/3-e maddelerine göre belirlenen “1 yıl 6 ay” hapis cezasının aynı Kanun’un 87/1-c bendi gereği (1) kat artırımı ile hükmedilmesi gereken ceza miktarının “2 yıl 12 ay” hapis cezası yerine “3 yıl” hapis cezası olarak tespiti suretiyle fazla ceza tayini,
d)Sanık hakkında hüküm kurulurken, mağdur tarafından sanığa yöneltilmiş hangi eylemin ne şekilde haksız tahrik teşkil ettiğine dair, denetime imkan verecek şekilde herhangi bir gerekçe gösterilmeden, “sanığın eylemini haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında gerçekleştirdiği”nden bahisle TCK’nin 29. maddesi gereği (¼) oranında haksız tahrik hükümlerinin tatbiki,
e)Dosyada “tanık” sıfatıyla beyanına başvurulan …’ya, gerekçeli karar başlığında “müşteki” olarak yer verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’un temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 17/09/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.