Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/8240 E. 2020/14164 K. 20.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8240
KARAR NO : 2020/14164
KARAR TARİHİ : 20.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanık hakkında Bursa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 30.04.2012 tarih, 2009/1325 Esas – 2012/1872 Karar sayılı ilamı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın 10.07.2012 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suç sebebiyle anılan hükmün açıklanmasına karar verildiği anlaşılmakta ise de; sanığın yokluğunda verilen 30.04.2012 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın son bildirdiği adrese çıkartılan tebligatın iade gelmesi üzerine, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca tebliğe çıkarılmasından önce aynı Kanun’un 21/2. maddesine göre MERNİS adresine tebliğ işleminin yapılması gerektiği gözetilmeden koşulları oluşmadığı halde Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre sanığa yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, bununla birlikte soruşturma aşamasında şikayetçi olup yargılama aşamasında dinlenemeyen müştekiye de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmadığı, bu haliyle yapılan kesinleştirmenin usulüne uygun olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamadığı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; ihbara konu Alaçam Asliye Ceza Mahkemesinin 08.05.2015 tarihli, 2015/28 Esas – 2015/199 Karar sayılı ilamının 6136 sayılı Kanun’un 13/4. maddesine muhalefet suçuna ilişkin olduğu; denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan anılan suçun, 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 12. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 75. maddesi uyarınca ön ödeme kapsamına alındığı nazara alınarak, söz konusu ilama ilişkin ön ödeme prosedürünün gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği mahkemesinden sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3)Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No:126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabul ve uygulamaya göre;
4)Sanık hakkında annesine karşı kasten basit yaralama suçunu işlediği iddiasıyla, 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e bendi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, mahkeme tarafından da sanığın eylemi annesine karşı kasten basit yaralama olarak kabul edildiği halde, 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereğince ek savunma hakkı tanınmadan 5237 sayılı TCK’nin 86/3-a maddesi ile hüküm kurulması,
5)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.