YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8385
KARAR NO : 2020/15464
KARAR TARİHİ : 04.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın yokluğunda verilen kararın, savunmasının alındığı sırada bildirdiği dosyada bilinen son adresine tebliğe çıkartıldığı ancak; adresin yanlış olduğundan bahisle tebliğ edilememesi üzerine “Hasan Paşa Mahallesi, Hürriyet Sokak, No:68/2, Selçuk Apartmanı Kat:1 D:2 Kadıköy, Merkez/İstanbul” ve “Siyavuşpaşa Mah. Mustafa Kemalpaşa Cad. Akın Sk. 1/2 Bahçelievler/İstanbul” adreslerine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapıldığı ve hükmün temyiz edilmediği gerekçesi ile kesinleştirildiği anlaşılmış ise de; Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi gereğince yapılan tebliğin geçerli olabilmesi için, öncelikle aynı adrese daha önce usulüne uygun yapılmış bir tebligatın bulunması, geçerli tebligattan sonra muhatabın adresini değiştirmesi ve yeni adresini ilgili mercilere bildirmemesi, adres kayıt sisteminde de yerleşim yeri adresinin tespit edilememesinin gerektiği ancak; dosya kapsamında sanığın söz konusu adreslerine daha önce usulüne uygun şekilde yapılan bir tebliğ bulunmadığından, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin öğrenme üzerine temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “12.09.2009” yerine “13.09.2009” olarak hatalı gösterilmesi,
2) Sanığın aşamalarda alınan savunmasında, aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı borcunun olduğu temyiz dışı katılan …’nin yanında, katılan … ve daha önceden tanımadığı 3-4 kişi ile birlikte iş yerine geldiklerini, Serhat’ın bağırarak iş yerinden çıkmasını istediğini, tedirgin olup kapıyı kapatıp, polisi aradığı sırada bu şahısların iş yeri camına tekme atarak
kırdıklarını, üzerine çullanıp kendisini darp ettiklerini ve kendisini korumak için iş yeri içerisinden aldığı falçatayı rastgele salladığını belirtmesi, sanığın adli rapor içeriğinde belirtildiği şekilde yaralanmış olması ve 13.09.2009 tarihli olay yeri inceleme ve tespit tutanağı içeriğinde iş yerinin ön girişinde bulunan camın iki yerinden boydan boya çatlamış olduğunun belirtilmesi karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih, 2002/4-238 Esas ve 2002/367 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin araştırılması, bu hususun tespit edilememesi durumunda da sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanıp uygulanmayacağı hususunun karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerden dolayı 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 04.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.