YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9275
KARAR NO : 2020/14257
KARAR TARİHİ : 21.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Katılan sanık … ve müşteki sanıklar … ile … hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde:
5271 sayılı CMK’nin 231/12. maddesi gereğince “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir” hükmü gereğince kararın temyiz kabiliyeti olmadığından ve ancak itiraz yolu açık bulunduğundan itiraz merciince karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2) Sanıklar … ve … hakkında katılan …’na karşı kasten yaralama suçundan verilen beraat kararlarına yönelik katılan vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdiri ile gösterilen gerekçeye göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA,
3) Sanık … hakkında katılan …’a karşı kasten yaralama suçundan verilen beraat kararına yönelik katılan vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde:
Oluşa, tüm dosya kapsamına, katılanın aşamalardaki sanığın kendisini kolundan bıçak ile yaralandığında dair beyanına ve bu beyanı ile uyumlu 25.04.2013 tarihli Erdek Neyyire Sıtkı Devlet Hastanesinden alınan “Sol ön kol arka kısmında yüzeysel sıyrık ve morluk olduğuna” dair doktor rapora göre, sanığın üzerine atılı kasten yaralama suçundan mahkumiyetine karar verilmesi yerine, yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
4) Sanık … hakkında katılan …’a karşı kasten yaralama suçundan verilen beraat kararına yönelik katılan vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde:
Katılanın aşamalarda ısrarlı şekilde sanığın kendisine vurduğunu beyan etmesi, tanık …’nın alınan beyanlarında katılan ve sanığın karşılıklı birbirlerine vurduklarını gördüğüne dair anlatımları ve sanığın da bu beyanları doğrular nitelikteki katılanı ittirdiğine dair kısmi ikrarı karşısında, sanığın vurma eyleminin şiddetine ve isabet oranına göre vücutta iz bırakmamış olabileceği de dikkate alınarak, üzerine atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
5) Sanık … hakkında müştekiler …, … ve …’e karşı hakaret ve tehdit ile müştekiler … ve …’e karşı kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a) Sanık hakkında müşteki …’yi yaralama suçundan kurulan hükümde; Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında artırılması öngörülmüş olması karşısında, müştekinin adli raporunda vücudundaki kemik kırığının hayati fonksiyonlara etkisinin orta (2) derece olduğunun belirtilmesine rağmen, TCK’nin 3. maddesine göre orantılılık ilkesine aykırı olarak sanığın cezasında (1/3) oranında artırım yapılması suretiyle sanığa fazla ceza verilmesi,
b) Sanık hakkında verilen mahkumiyet hükümleri yönünden; tarafların kavganın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlatmaları ve olaya ilişkin tarafsız tanıklarında olayın başlangıcını hakkında bilgi sahibi olmamasına göre, kavgayı başlatan ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilemediği olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas, 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
c) Sanık hakkında müşteki …’in yaralama suçundan kurulan hükümde; müşteki …’in aşamalardaki sanığın kendisine keser sapı ile vurduğuna dair ısrarlı beyanı ve tanıkların olay esnasında sanığın elinde uzun bir cisim olduğuna dair ifadeleri ile tüm dosya kapsamına göre sanığın eylemini 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f-4 maddesine göre silahtan sayılan keser sapı ile gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında sanığın cezasında 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesine göre arttırım yapılmayarak eksik ceza tayin edilmesi,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 21.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.