YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9402
KARAR NO : 2020/14270
KARAR TARİHİ : 21.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Mağdur …’nın yaralanmasının niteliği hususunda kati rapor aldırılmadan, Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 25.04.2012 tarihli geçici raporu hükme esas alınarak, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Sanığın tekerrüre esas alınan Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.06.2007 tarih, 2007/92 Esas ve 2007/527 Karar sayılı dosyasında, sanık müdafiinin yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu, Mahkemenin 01.04.2016 tarihli ek kararı ile talebin kabulüne karar verildiği, yeniden yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 19.01.2017 tarih, 2016/656 Esas ve 2017/5 Karar sayılı kararı ile “CMK’nin 323/1 maddesi uyarınca hükümlü … ile ilgili mahkememizin 28.06.2007 tarihinde kesinleşen, 20.06.2007 tarih, 2007/92-527 E.K. Sayılı kararının iptaline” ve “…kilitlenmek sureti ile muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarının… sanık tarafından işlenmediği sabit olduğundan CMK’nin 223/2-b maddesi uyarınca atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine” karar verildiği ve kararın 07.02.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla; anılan kararın tekerrüre esas alınamayacağı ve sanığın Uyap’tan alınan güncel adli sicil kaydında başka tekerrüre esas mahkumiyet hükmü de bulunmadığından, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının anlaşılması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
3) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesinin “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükmüne, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibarıyla Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerden dolayı 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 21.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.