Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/9491 E. 2020/13043 K. 08.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9491
KARAR NO : 2020/13043
KARAR TARİHİ : 08.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanığın eylemi neticesinde mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak altı adet adli muayene raporunun dosyaya celp olunduğu, bunlardan; Azdavay Hastanesince tanzim olunan 18/04/2015 tarihli raporda, “Künt cisim travmasına bağlı ekimoz ve 2 cm.’lik yara mevcuttur, burunda ödem ve deformite mevcut, hayati tehlike gözlemlenmemiştir.”; Kastamonu Devlet Hastanesinde görevli operatör Dr tarafından tanzim olunan 20/04/2015 tarihli raporda, “Yüzde maksilla üzerinde cilt abrazyonu, sabit ize neden olmamıştır.”; Kastamonu Devlet Hastanesinde görevli KBB uzmanınca düzenlenen 24/04/2015 tarihli raporda, “nazal dorsum sol tarafta laserasyon mevcuttur, çekilen beyin BT’de sol maksiller sinüs medial duvarda çökme ve kırık mevcuttur, sabit iz açısından 6 ay sonra plastik cerrahi kontrolü uygundur.”; Kastamonu Devlet Hastanesinde görevli Plastik Cerrahi uzmanınca tanzim olunan 24/11/2015 tarihli raporda, “Burun dorsumda oblik şekilde yaklaşık 2 cm.’lik iz, sol yanakta yaklaşık 2 cm.’lik dik şekilde iz, burun kırığına bağlı hafif sola doğru burun deviasyonu, yüzün sürekli değişikliğine neden olmuştur.”; aynı Kurum’da görevli aynı doktor tarafından düzenlenen 19/02/2016 tarihli raporda, “Burun dorsumda oblik şekilde yaklaşık 2 cm.’lik iz, sol yanakta yaklaşık 2 cm.’lik dik şekilde iz, burun kırığına bağlı hafif sola doğru burun deviasyonu, yüzün sürekli değişikliğine neden olmamıştır” ve Adli Tıp Kurumu Kastamonu Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 25.03.2016 tarihli raporda, “Maksilla kırığı, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisi orta (2) derecededir.” ifadelerine yer verilmekle, adli tıp uzmanı tarafından sabit iz hususunda herhangi bir görüş belirtilmediği anlaşılmakla; bahse konu raporların birbirleri ile çelişkili oldukları gibi hiçbirinin tek başına hüküm kurmaya elverişli olmadığı gözetilerek, katılanın, tüm tedavi evrakları, film ve grafileri ile tüm adli muayene raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, yapılacak muayenesini müteakip, mevcut yaralanmalarının niteliğine ilişkin olarak, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirtilen tüm kriterleri kapsayacak şekilde düzenlenecek nihai raporun temini ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2) Sanık hakkında hüküm kurulurken, hükme esas alındığı belirtilen Kastamonu Devlet Hastanesndi görevli Plastik Cerrahi uzmanınca tanzim olunan 24/11/2015 tarihli raporda, katılanın yaralanmasının “yüzün sürekli değişikliğine neden olduğu”nun belirtilmesi karşısında sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 87/2-d maddesi yerine aynı Kanun’un 87/1-c maddesinin uygulanması suretiyle hüküm tesisi,
3) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 08/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.