Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/9589 E. 2020/12831 K. 06.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9589
KARAR NO : 2020/12831
KARAR TARİHİ : 06.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı silahla basit kasten yaralama suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla, uzlaştırma işlemi yapılması için 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
Kabul ve uygulamaya göre;
2) Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan mağdur suça sürüklenen çocuk …’a zorunlu vekil – müdafii atanmaması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 150/2. ve 234/2. maddelerine muhalefet edilmesi,
3) Suça sürüklenen çocuklar 18 yaşını doldurduğu halde, 05.01.2016, 12.04.2016 ve 10.06.2016 tarihli duruşmaların açık yapılması gerekirken kapalı yapılması ve hükmün de kapalı yargılamada tefhim edilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 182/1. maddesine muhalefet edilmesi,
4) 10.06.2016 tarihli duruşmada kapalı yargılamaya devam olunduğu, hükmün de kapalı duruşmada tefhim edildiği belirtildiği halde ara kararın tefhiminden sonra açık yargılamaya devam olunduğunun zapta geçilerek çelişkiye neden olunması,
5) Suça sürüklenen çocuğun fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmadığı ve dosyada mevcut adli sicil kaydına göre daha önceden hapis cezasına mahkum edilmemiş olduğu anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesinde belirtilen seçimlik cezalardan hapis cezası seçildikten sonra hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nin 50/3. maddesindeki zorunluluk gereğince TCK’nin 50/2. maddesi de gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nin 50/1. maddesinde düzenlenen adli para cezası dışındaki diğer seçenek tedbirlerden birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
6) 5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddesine, 28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği, suça sürüklenen çocuğun adli sicil kaydında yer alan ve 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce 05/03/2014 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, adli sicil kaydına göre engel mahkumiyeti bulunmayıp, hakkında takdiri indirim maddesi uygulanan suça sürüklenen çocuk hakkında daha önceden hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine rağmen denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediğinden hakkında yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle CMK’nin 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
7) Suça sürüklenen çocuğun adli sicil kaydında 05/03/2014 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararından başka kayıt bulunmadığı halde, gerekçeli kararda ”sabıkalı kişiliği” şeklindeki dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesinde belirlenen seçimlik cezalardan hapis cezasının tercih edildiğinin belirtilmesi,
8) Mağdur suça sürüklenen çocuk …’ın aynı kızla çıkmaları nedeniyle suça sürüklenen çocuk …’i yanına çağırdığını, kız arkadaşıyla birlikte olup olmadığını sorduğunu, suça sürüklenen çocuğun ”evet” cevabı vermesini gururuna yediremeyip çelme takarak suça sürüklenen çocuğu yere düşürdüğünü, suça sürüklenen çocuğun yerden kalkarak kendisine yumruk atıp kaçtığını, peşinden koşarak yakaladıklarını, suça sürüklenen çocuğun bıçak çekerek kendisini yaraladığını beyan etmesi karşısında, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespitine çalışılması, ilk haksız hareketin tespit edilememesi durumunda Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22/10/2002 tarihli ve 2002/4 -238 Esas- 2002/367 Karar sayılı kararı uyarınca, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi uyarınca haksız tahrik hükmünün asgari (1/4) oranda uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışmasız bırakılması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.