Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/9630 E. 2020/13479 K. 13.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9630
KARAR NO : 2020/13479
KARAR TARİHİ : 13.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; ihbara konu Ankara 18.Asliye Ceza Mahkemesinin 21.03.2019 tarih, 2018/205 Esas – 2019/318 Karar sayılı ilamında, 5237 sayılı TCK’nin 106/1-1. cümlesi gereğince tehdit suçundan beraat hükmü kurulduğu ve 5237 sayılı TCK’nin 125/1-2-4. maddesi gereğince hakaret suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu; hakaret suçunun uzlaştırmaya tabi olmayan TCK’nin 106/1-1. cümlesindeki tehdit suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 253/3-son maddesi gereğince uzlaştırmaya tabi olmadığı; tehdit suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaştırma kapsamına alındığı ve tehdit suçundan beraat kararı verildiği, bu nedenlerle mahkumiyet hükmü kurulan hakaret suçunun uzlaştırmaya tabi olmayan başka bir suç ile birlikte işlenmesi durumunun ortadan kalktığı anlaşılmakla; 5237 sayılı TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek söz konusu ilama ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, uzlaştırmanın sağlanması halinde, sanığın denetim süresi içerisinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabul ve uygulamaya göre;
2) Bozma ilamı sonrası esas mahkemesinde hazır edilen sanığın 21.03.2012 tarihli oturumda savunması alınmadan önce, usulüne uygun şekilde kimlik tespiti yapılmadan ve 5271 sayılı CMK’nin 147. maddesindeki hakları hatırlatılmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
3) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son-1.cümlesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
4) Sanık hakkında Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28.06.2010 tarih, 2008/796 Esas – 2010/857 Karar sayılı ilamı ile verilen erteli 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasının sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, 13.07.2011 tarihinde Dairemizce bozulduğu, sanık hakkında Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2013 tarih, 2011/1131 Esas – 2013/334 Karar sayılı ilamı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın yeniden kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle hüküm açıklanırken sanık hakkında 10 ay hapis cezasına hükmedilmiş ise de, bozmadan sonra kazanılmış hak nedeniyle uygulama yapılırken kazanılmış hakkın ceza miktarı ile birlikte ertelemeyi de kapsayacağı gözetilmeden, CGK’nin 09.02.2016 tarih ve 2014/71 Esas ve 2016/42 Karar sayılı kararı uyarınca sanık hakkında sonuç olarak tayin olunan 10 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
5) Sanığın katılanı ağır (4.) derecede kemik kırığına neden olacak ve hayati tehlike oluşturacak şekilde yaraladığı olayda, birden fazla nitelikli hal (TCK’nin 87/3, 87/1-d maddeleri) ihlaline neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken, 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi de dikkate alınarak, sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
6) Mahkeme tarafından ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği kabulü ile şüpheli kalan bu halde sanık lehine haksız tahrik indirimi yapıldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, bu halin 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi gereğince asgari seviyede (1/4) oranında indirim yapılmasını gerektirdiği gözetilmeden yazılı şekilde (2/3) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,13.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.