YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9741
KARAR NO : 2020/14736
KARAR TARİHİ : 27.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Basit yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanıkların yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
2)Sanık … hakkında kurulan hükümde; Sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken, tekerrüre esas mahkûmiyetlerden en ağır cezayı içeren Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/545 Esas, 2007/6 Karar sayılı 05.11.2006 tarihli ilamının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, daha hafif cezayı içeren Foça Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/42 Esas, 2013/201 Karar sayılı 15.05.2013 tarihli ilamının tekerrüre esas alınması ve tekerrüre esas alınan Foça Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/42 Esas, 2013/201 Karar sayılı 15.05.2013 tarihli ilamında yer alan tekerrüre esas alındığı belirtilen ilamın sanığın sabıkasına ait olmadığı anlaşılmakla sanık hakkında ikinci kez mükerrirliğe ilişkin şartların oluşmadığının gözetilmemesi,
3)Sanık … hakkında kurulan hükümde; tekerrüre esas alınan Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.01.2015 tarihli 2014/227 Esas, 2015/10 Karar sayılı ilamında sanık hakkında Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2011 tarihli 2011/85 Esas, 2011/332 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alındığı ancak bu ilamda TCK’nin 31/3 hükümleri uygulandığı, dolayısı ile sanığın 18 yaşından küçük iken işlediği suça ilişkin olması nedeniyle sanık hakkında ikinci kez mükerirlik hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanıkların kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 27.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.