YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9945
KARAR NO : 2020/14199
KARAR TARİHİ : 21.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın eylemleri neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Adli Tıp Kurumu Bakırköy Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 12.01.2016 tarihli, 545 sayılı ön raporda “her iki scapula altında delici kesici alete ait cilt kesisi, sol yan solunda delici kesici alet yarasına ait 2 adet cilt kesisi, sol karın dış yan alt bölgede 2 cm lik cilt cilt altı kesi, sağ uyluk arka yüzünde 1 cm lik cilt cilt altı kesi” bulunduğunun ve “genel cerrahi konsültasyon sonucu ile çekilen grafilerin radyoloji sonuç raporlarının temini gerektiğinin” bildirildiği ancak ön raporda istenen hususlar yerine getirilerek, katılanın yaralanmasına ilişkin kati’i rapor alınmadan ve bu husus gerekçeli kararda gerekçelendirilmeden yalnızca katılanın kesici ve delici alet yaralanması sonucu yaralı olduğunun belirlendiğinden bahisle hüküm kurulduğu görülmekle, katılanın tüm tedavi evrakları, raporları, varsa film ve grafileri ile birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilerek özellikle yaralanmaların her birinin ayrı ayrı yaşamsal tehlikeye neden olup olmadığına ve 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddesindeki tüm ölçütlere göre niteliği hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin rapor aldırıldıktan sonra, görev hususu da düşünülerek sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1.maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabul ve uygulamaya göre;
3) Sanığın aşamalarda katılanı yaralamadığını, bilakis katılanın elindeki sopa ile kendisine vurduğunu savunduğu, aldırılan adli raporunda “tıbben yaralanma” olarak değerlendirilebilecek herhangi bir harici travmatik lezyon tarif edilmediğinin bildirildiği, katılanın ise tır şoförü olup suç tarihinde hafriyat taşınması esnasında zarar görmemesi için sanıktan aracını bulunduğu yerden kaldırması istemesi üzerine çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü ve kavga yatıştıktan 5 dakika kadar sonra içlerinde sanığın da olduğu 4-5 kişinin ellerinde bıçak ve palalarla geldiğini ve kendisini adli rapora konu lezyonlar meydana gelecek şekilde kendisini yaraladıklarını beyan ettiği olaya ilişkin olarak mahkemece yaptırılan teknik bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 27.06.2016 havale tarihli bilirkişi raporunda olayın başlangıcına ilişkin olarak el kol hareketi yapma, taş atma, tokatlama ve işaret parmağıyla tehdit gibi eylemlerden bahsedildiği ve akabinde ise “Şantiye alanına giren ve ellerinde sopa vb. cisim bulunan erkek şahısların 1. erkek şahsı yere yatırdıkları ve ellerinde bulunan sopa vb. cisimlerle şahsı darp ettikleri görülmektedir” dendiği görülmekle, haksız tahrikteki etki ve tepki dengesi dikkate alındığında, taraflar arasındaki tahrik dengesinin sanık lehine bozulmamasına karşın olaya “taraflardan hangisinin sebebiyet verdiği hususu belirlenemediği gerekçesiyle” sanık hakkında hükmolunan hapis cezasında 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi gereğince (½) oranında indirim yapılarak eksik ceza tayin edilmesi,
4) Kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.