YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10293
KARAR NO : 2023/584
KARAR TARİHİ : 26.01.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1979 E., 2018/2151 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.07.2018 tarihli ve 2018/82 Esas, 2018/157 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsubuna karar verilmiştir.
2.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.12.2018 tarihli ve 2018/1979 Esas, 2018/2151 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.06.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın ByLock kullanıcısı olmadığına, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının sanığa ait olmadığına, tespit ve değerlendirme tutanağı ile CGNAT kayıtlarının karşılaştırılmasına ilişkin bilirkişi raporu düzenlenmediğini, tanık ifadelerinin etkin pişmanlık kapsamında verdikleri ifadeler olup, duruşmada dinlenmediklerine, hata hükümlerinin uygulanmama gerekçesinin yerinde olmadığına, tanık ifadelerinin teşdit gerekçesi olamayacağına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık … polis memuru olarak görev yaptığı sırada FETÖ/PDY terör örgütü ile olan bağlantısı sebebiyle meslekten ihraç edilmiş ve hakkında yapılan soruşturma ve kovuşturma neticesinde, silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
İddia, savunma, dosya içerisinde yer alan belge ve raporlar, tüm deliller ve dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek yapılan yargılama neticesinde;
Tanık B.D. beyanında özetle; sanığın kendisini, sadece polis memurları arasında düzenlenen, örgütün toplantılarına davet ettiğini, bu toplantılarda dini konular dışında …’e ait CD lerin izlettirildiğini, kitapların okunduğunu, sanığa ve toplantıdaki diğer ablalara himmet verdiğini, sanığın evinde oldukları bir sırada, sanığın kendisinin telefonuna bir program yükleyeceğini söyleyerek telefonunu istediğini, kendisinin vermesi üzerine de kartal simgeli bir program yüklediğini, bu programda kayıtlı olan kişilerin kendi isimlerini kullanmadıklarını, kullanıcı adı olarak çocuklarının isimlerini kullandıklarını, sanığın kullanıcı adının “…” olduğunu, bu programla …’e dair mesajların geldiğini, daha sonra bu programın adının “Eagle” olduğunu öğrendiğini beyan ettiği, tanık D.Ç. beyanında özetle, sanığın örgüte ait sohbet grubunda olduğunu zaman zaman aynı sohbete katıldıklarını beyan etmiş,
sanığın, dosya içerisindeki ByLock sorgu sonuçları ile tespit ve değerlendirme tutanağına göre; ByLock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği, tespit edilen GSM aboneliğinin sanık adına kayıtlı olduğu ve sanık tarafından da bu hattın kendi kullanımında olduğu husususun ikrar edildiği, ByLock programında kullanıcı adının, sanığın memleketi olan Adana ve görev yaptığı Van İllerinin plaka kodlarından oluşan, “…” olduğu, şifresinin “…” olduğu, adının ise çocuğunun adı olan “…” olduğu, programına kayıtlı kişilerce kendisinin , “…”, “…” olarak belirtildiği; sanık müdafii tarafından yapılan savunmalarda ByLock programının, sanığın eşi olup çocukları …’in adını kullanıcı adı olarak belirleyebilecek sanığın eşi tarafından kullanılmış olması ihtimalinin olduğu iddia edilmiş ise de tespit ve değerlendirme tutanağına göre bu programa kayıtlı kişilerce, ByLock kullanıcısına “esra hanım” adının verilmiş olması, sanığın kullandığı hat üzerinden 9 adet ByLock IP numaralarından bir veya birkaçı ile giriş yapılıp yapılmadığının, hattın takılı olduğu telefon cihazlarının imei numaralarının, telefon görüşmelerinin, internet trafik bilgisinin, telefon görüşmeleri 9 adet ByLock IP’isine bağlandığı Baz İstasyon bilgilerinin BTK’dan istendiği, gelen cevabi yazıların bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişiden sanığın kullanmış olduğu telefon hattı ile ByLock’a bağlantı sağlayan 9 adet IP’ye giriş yapıp yapmadığı, bu 9 adet IP’ye giriş yaptığı andaki Baz ile bağlantı sağlanan 9 adet IP’ye giriş anına yakın zaman dilimindeki telefon görüşmeleri sırasında kullanmış olduğu Baz bilgilerinin uyumlu olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu aldırıldığı, alınan bilirkişi raporuna göre sanığın kullanmış olduğu telefon hattı ile ByLock’a bağlantı sağlayan 9 adet ByLock IP’sini giriş yaptığının tespit edildiği, sanığın üyelik suçuna delil olan gizli haberleşme programı kullanması şeklindeki eyleminin ve ByLock programını kullanmasının yanı sıra, tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere sanığın, örgütün sohbetlerine katıldığı, bazen sohbet hocalığı görevini üstlendiği, ülke genelinde alınan itirafçı beyanları ile örgüt mensuplarınca kullanıldığı bilinen Eagle isimli yazışma programını kullandığı ve başkalarına da yüklediği, himmet topladığı, bu şekilde sanığın yoğun eylem çeşitliliği ve sürekliliği ile farklı bir çok faaliyette bulunarak aktif örgüt üyeliğini üstelendiği, emir ve talimatlara uyduğu, ayrıca Kom Daire Başkanlığının 29.05.2018 tarihli veri inceleme raporuna göre, örgüte ait olup ele geçirilen dijital veri içerisinde sanığın da adının geçtiği, burada sanığın örgüt içerisindeki konumu ve derecesi için; “zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş, yöneticilik vasfı olan, grubu olan ve sohbet hocalığı yapan polis memuru” olarak değerlendirilen “SAYV” ibaresinin kullanıldığı, bu delilin de sanığın ByLock kullanıcısı olması nedeniyle örgüt üyesi olması hususunu destekleyen yan delil olarak değerlendirildiği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak sanığın, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın polis memuru olarak görev yapmasına karşın, uzun yıllara dayalı örgüt içerisindeki aktif eylemliliğinin, az yukarıda ifade edilen Milli Güvenlik Kurulunun kamuoyu ile paylaştığı kararlarına rağmen devamlılık göstermesi, sadece örgüt mensuplarınca kullanılan, telefon rehberindeki herkes ile doğrudan iletişime imkan sağlamayan, iletişime geçilecek kişiler yönünden şifreli kısıtlılık ve gizlilik içeren, Yargıtay kararlarına da konu olduğu üzere FETÖ/PDY mensuplarınca kullanılan, ByLock programını kullanmayı ihtiyaç görmesi, bilgi düzeyi olayın özellikleri, tecrübe ve konumu gibi olgular nazara alındığında TCK’nın 30/4 maddesi bağlamında kaçınılmaz bir hata içinde olduğunun kabulüne imkan bulunmadığı değerlendirilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı kabul edildiği gözetildiğinde; ByLock programında kullanıcı adının, sanığın memleketi olan Adana ve görev yaptığı Van İllerinin plaka kodlarından oluşan, “0165” olduğu, şifresinin “…” olduğu, adının ise çocuğunun adı olan “…” olduğu, programına kayıtlı kişilerce kendisinin , “…”, “…” olarak belirtildiği dikkate alındığında sanığın ByLock programını gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşmede kullandığına dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün nihai amacını gerçekleştirmek için yapılan örgüt toplantılarına katıldığı, toplantılara katılım sağlamaya çalıştığı, Kom Daire Başkanlığının 29.05.2018 tarihli veri inceleme raporuna göre, örgüte ait olup ele geçirilen dijital veri içerisinde sanığın da adının geçtiği, burada sanığın örgüt içerisindeki konumu ve derecesi için; “zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş, yöneticilik vasfı olan, grubu olan ve sohbet hocalığı yapan polis memuru” olarak değerlendirilen “SAYV” ibaresinin kullanıldığı, sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğuna, örgütsel konum ve faaliyetlerindeki çeşitlilik sebebiyle temel cezanın tayininde teşdit uygulanmasına dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.12.2018 tarihli ve 2018/1979 Esas, 2018/2151 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.01.2023 tarihinde karar verildi.