YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1332
KARAR NO : 2023/2397
KARAR TARİHİ : 24.04.2023
TUTUKLU
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/526 E., 2018/946 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEMYİZ EDENLER : Sanık … ve sanıklar müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen kararın ise; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması ile temyizinin mümkün hale geldiği, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası ile 7188 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5 inci maddenin 1/f bendinde belirtilen sürede olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde
temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.11.2017 tarihli ve 2017/83 Esas, 2017/143 sayılı kararı ile;
1- Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 20 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2- Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 220 nci maddesinin yedinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 3 ay 16 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.03.2018 tarihli ve 2018/526 Esas, 2018/946 sayılı kararı ile;
1- Sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
2- Sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi gereğince “Hükümde 5237 sayılı TCK’nın 58/9 uncu maddesinin uygulandığı bölümün tamamının çıkarılmak suretiyle, Hükümde TCK’nın 62 nci maddesinin uygulandığı bölümde neticeten 2 yıl 3 ay 16 … hapis cezası ile cezalandırılmasına bölümünün çıkarılarak yerine neticeten 1 yıl 15 ay 16 … hapis cezası ile cezalandırılmasına bölümünün eklenmek suretiyle” düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 15.10.2019 ve 30.12.2019 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğnameler ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … ve müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın ByLock kullanmadığına, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında örgütsel nitelikte yahut herhangi bir yazışma içeriğinin bulunmadığına, ByLock’un hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, eksik araştırma, inceleme ve
yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna, tanıkların yüz yüzelik ilkesi gereği huzurda dinlenmesi gerektiğine, huzurda dinlenmeyen ve soru sorma hakkı engellenerek savunma hakkı sekteye uğratılan sanık ile ilgili tanık beyanlarının hükme esas alınmaması gerektiğine, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve sair nedenlere ilişkindir.
B. Sanık … müdafiinin temyiz istemi özetle; eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna, İddia makamının suç niteliğinde değişiklik yapmasından sonra beyanda bulunmak üzere süre verilmediğine, gerekçeli kararda hükme esas alınan delillerin duruşmaya getirtilmediğine, tanıkların yüz yüzelik ilkesi gereği huzurda dinlenmesi gerektiğine, huzurda dinlenmeyen ve sanığın soru sorma hakkı engellenerek savunma hakkı sekteye uğratılan sanık ile ilgili tanık beyanlarının hükme esas alınmaması gerektiğine, Bank … hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1- Sanık … bakımından:
Sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasına, FETÖ silahlı terör örgütü mensupları arasında gizlilik esasına dayalı olarak oluşturulan ve gizli haberleşme aracı olarak kullanılan ByLock programının sanık tarafından kullanılmış olması, Bank … kayıtları, tanık beyanları delil olarak gösterilmiştir.
Terör örgütü üyeliği suçunun temadi eden suçlardan olması nedeniyle, sanık yönünden suç tarihi olarak temadinin kesildiği tarih olan gözaltı tarihi olan 23.07.2016 tarihi esas alınmıştır.
Sanığın 0 505 (…) (..) 93 nolu GSM hattı ile 35155606182729 IMEI numaralı telefondan ByLock isimli programı 24.10.2014 tarihinden itibaren kullandığı Aydın Emniyet Müdürlüğünün 31.05.2017 tarihli yazısı ile anlaşılmıştır.
Sanığın kullandığı ByLock programına ait celb edilen içerik kayıtları incelendiğinde sanığın; ID numarasının 269842, kullanıcı adının aslan0945, şifresinin aslan2109., ilk log tarihinin 06.12.2014, son online tarihinin 31.05.2015, giriş sayısının 38, eklediği arkadaş sayısının 1 olduğu görülmüştür.
Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumuna müzekkere yazılarak; ByLock tespit tutanaklarında belirtilen ve sanığın kullanımında olan 0 505 … .. .. nolu hattın, ByLock uygulaması teknik raporunda belirtilen BALTİC SERVERS-LİTVANYA isimli firma tarafından ByLock programı için kiralanan İP (İD) adresleri (46.166.160.137, 46.166.164.176, 46.166.164.177, 46.166.164.178, 46.166.164.179, 46.166.164.180, 46.166.164.181, 46.166.164.182 ve 46.166.164.183) ile ByLock uygulamasını kullanmaya başladığı belirtilen ilk tespit tarihinden itibaren 6 aylık süre içerisinde iletişime geçip geçmediği hususunun tespit edilerek mahkememize bildirilmesi istenmiş olup bu
kapsamda BTK’dan celbedilen kayıtlara göre sanığın ByLock ana sunucusuna (ana serverına); 0 505 (…) (..) 93 nolu cep telefonu hattı üzerinden 24.10.2014-23.12.2014 tarihleri arasında toplam 941 kez iletişime geçtiği anlaşılmıştır.
Sanığın Bank … hesabının tespiti kapsamında ilgili bankadan celbedilen hesap dökümleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde; sanığın 2005 tarihinde hesap açtırdığı, 17-25 Aralık 2013 tarihi öncesi ve sonrasında da işlemlerine devam ettiği, kredi kartı kullandığı görülmüştür.
Yine sanığın eşi ve 2004 doğumlu çocuğu adına 17-25 Aralık 2013 tarihi ve örgüt liderinin bankanın desteklenmesi talimatından sonraki dönemde 12.09.2014 tarihinde hesaplar açılarak bu hesaplar üzerinden katılım hesapları açtırıldığı görülmüştür.
Talimat mahkemesi vasıtasıyla beyanlarına başvurulan tanık E. E’nin “…A. Ö.’nın FETÖ’cülerin öğrenci yurtlarındaki iftar yemeklerinde olduklarını gördüm, bunlar konusunda tam kanaat getirerek iki ay boyunca Nazilli ilçesine gitmediğim konusunda Mobese kayıtlarının incelenmesini talep etmiştim. Daha sonra da kendileri hakkında şikayet dilekçe verdim…” şeklinde beyanlarının olduğu görülmüştür.
Sanığın, sadece FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin kriptolu haberleşme amacıyla kullandıkları ByLock isimli haberleşme programı adına kayıtlı hat üzerinden 35155606182729 İMEİ numaralı cihaz ile görüşme içerikleri ve BTK’dan celbedilen ana server erişim kayıtlarıyla sabit oldugu şekilde kullanması, sanığa ve eşi ile çocuğuna ait Bank … hesap hareketleri ve bu hesap üzerinde yaptırılan bilirkişi raporu içeriği, tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın bu eylemlerinin, silahlı teror örgütü üyeliği için aranan hiyerarşik-organik bağ, çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk kriterlerine uyması, sanık ile örgüt arasında hiyerarşik ilişkinin oluşması nedeniyle silahlı terör örgütü suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu, eyleminin TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddeleri kapsamında kaldığı, sanığın bu suç nedeniyle cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Suçun işleniş şekli, sanığın sıfatı, suç konusunun önem ve değeri, dosyaya yansıyan kişiliği gibi kasıt durumu, meydana gelen netice gözönüne alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak temel ceza 5 yıl 3 ay olarak belirlenmiş, sanığın işlemiş olduğu suçun 3713 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde belirtilen terör suçları kapsamında kaldığı anlaşıldığından, sanığa verilen cezada 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırım, sanığın sabıkasız oluşu ve yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışları lehine 1/8 oranında takdiri indirim sebebi yapılmış ve sonuç cezaya ulaşılarak hüküm kurulmuştur.
2. Sanık … bakımından:
Sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasına, Bank … hesabına ait içerikler, tanık beyanları delil olarak gösterilmiştir.
Yapılan yargılama neticesinde;
-Terör örgütü üyeliği suçunun temadi eden suçlardan olması nedeniyle, sanık yönünden suç tarihi olarak temadinin kesildiği tarih olan yakalama ve ifade alma tarihi olan 23.07.2016 tarihi esas alınmıştır.
Sanığın ByLock kullanıcısı olmadığı,
Örgüt ile iltisaklı dernek üyeliğinin bulunmadığı,
Örgüt ile iltisaklı Bank … hesabına ait alına bilirkişi raporu içeriğine göre sanığın; 2008 yılında hesap açtırdığı, 17-25 Aralık 2013 dönemi sonrasında da bankacılık işlemlerine devam ettiği, örgüt liderinin bankanın desteklenmesi yönündeki talimatı sonrası süreçte sanığın mezkür bankada katılım hesabı açtığı görülmüştür. Sanığın yapılan ev aramasında …’e ait teyp kasetleri(15 adet), 1 adet kara kalem çizimi …’e ait resim, Banka … dekontu, 1 adet Körfez Dershanesine ait tanıtım dergisi, Ş. Ö. adına düzenlenmiş Bank … kartı, Hayrat Naşriyat isimli CD, 1 adet Yenibahar isimli dergi, birden fazla zarfın içinde toplamda 8765 Euro, 25500 ABD Doları ve 8325 TL miktarında paranın ele geçirildiği belirtilmiştir.
Talimat mahkemesi vasıtasıyla beyanlarına başvurulan tanık E. E.’nin “…sanıklardan M. G. ile selamlaşırdık. Kendisi bir … benim yanıma gelerek postanenin yan tarafında bulunan cemaat evine sohbete çağırdı. Ben kendisine tepki gösterdim ve gitmedim. Kendisinin bundan sonra bana tutum ve davranışları değişmeye başladı. Kendisi benim çarşıda bulunan esnaf arkadaşlarıma benim PKK olduğum konusunda algı oluşturmaya başladı. Kendisinin bana karşı olan baskılarından dolayı Karacasu AKP ilçe başkan yardımcısı A.T.’nin yanına giderek sanığın FETÖ’cü olduğunu bana karşı baskı yarattığını gözlerinin üzerimde olması gerektiğini söyledi. Daha sonra oradan ayrıldım. (…)Bu olaydan sonra ben bunları takibe aldım. Ben o dönekde görev yapan şu anda FETÖ’den tutuklu bulunan kaymakam, polis memurları M.G., A.Ö. ve T.G.’nin FETÖ’cülerin öğrenci yurtlarındaki iftar yemeklerinde olduklarını gördüm, bunlar konusunda tam kanaat getirerek iki ay boyunca Nazilli ilçesine gitmediğim konusunda Mobese kayıtlarının incelenmesini talep etmiştim. Daha sonra da kendileri hakkında şikayet dilekçe verdim…” şeklinde beyanlarının olduğu görülmüştür.
Tüm bu veriler ve yukarıda yapılan ayrıntılı açıklamalar çerçevesinde; özellikle örgüt ile iltisaklı bankada 17-25 Aralık 2013 sonrasında da bankacılık işlemlerine devam etmesi, örgüt liderinin bankanın desteklenmesi yönündeki talimatı sonrasında mezkur bankada katılım hesabının açılmış olması ve tanık beyanları dikkate alınarak sanığın bu eylemlerinin, silahlı terör örgüt üyeliği için aranan hiyerarşik-organik bağ, çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk kriterlerine tam olarak uymaması, sanık ile örgüt arasında hiyerarşik ilişkinin bulunmadığı silahlı terör örgütü suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı ancak TCK’nın 220/7 nci maddesi gereğince “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre içte birine kadar indirilebilir.” hükmü gereğince sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği, sanığın eylemlerinin TCK’nın 314/2, 220/7 ve 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddeleri kapsamında kaldığı, sanığın aşamalardaki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, sanığın bu suç nedeniyle cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, kastın yoğunluğu, sanığın dosyaya yansıyan kişiliği, meydana gelen netice gözönüne alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak temel ceza 5 yıl 3 ay olarak belirlenmiş, sanığın işlemiş olduğu suçun 3713 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde belirtilen terör suçları kapsamında kaldığı anlaşıldığından, sanığa verilen cezada 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırım yapılmasına, sanığın eylemlerinin TCK’nın 220/7 nci maddesi uyarınca örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme fiilini oluşturduğu kanaatine varılarak takdiren 1/3 oranında, sanığın sabıkasız oluşu ve yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışları nazara alınarak TCK’nın 62 nci maddesi kapsamında takdiren 1/8 oranında indirim yapılarak sonuç cezaya ulaşılmış ve hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık … bakımından:
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
2. Sanık … bakımından:
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etmek suçundan kurulan hükümde, öncelikle temel ceza tayin edilip, sonrasında TCK’nın 220/7 nci maddesi gereğince indirim uygulandıktan sonra 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi gereğince artırım yapılması gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapıldığı görülmüş olup, yasal sıralama doğru uygulandığında, temel ceza olarak belirlenen 5 yıl 3 ay hapis cezasından, TCK’nın 220/7 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince belirlenen 2/3 oranında indirim uygulandığında 1 yıl 9 ay hapis cezası, bu ceza üzerinden 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddesi gereğince yarı oranında artırım yapıldığında 1 yıl 19 ay 15 … hapis cezası, bu ceza üzerinden İlk Derece Mahkemesince belirlenen TCK’nın 62 nci maddesi gereğince 1/8 oranında indirim uygulandığında 1 yıl 15 ay 16 … hapis cezası ile cezalandırılması gerekirken, 2 yıl 3 ay 16 … hapis cezası belirlenmek suretiyle sanığa fazla ceza tayin edildiği görülmüş olup, bu hususun CMK’nın 303/1-g maddesi gereğince dairemizce düzeltilebileceği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan hüküm tesis edilirken koşulları oluşmayan TCK’nın 58/9 uncu maddesi uygulanmış ise de, bu hususun dairemizce düzeltilebileceği değerlendirilmiştir.
Belirtilen hususlar dışında mahkemenin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanıklar müdafilerinin sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla,
CMK’nın 280/1-a maddesi yollaması ile CMK’nın 303 üncü maddesi gereğince,
Hükümde 5237 sayılı TCK’nın 58/9 urcu maddesinin uygulandığı bölümün tamamının çıkarılmak suretiyle,
Hükümde TCK’nın 62 nci maddesinin uygulandığı bölümde “neticeten 2 yıl 3 ay 16 … hapis cezası ile cezalandırılmasına” bölümünün çıkarılarak yerine “neticeten 1 yıl 15 ay 16 … hapis cezası ile cezalandırılmasına” bölümünün eklenmek suretiyle
Hukuka aykırılıkların düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
d) Diğer delillerin suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi için yeterli olduğu görüldüğünden, sanığın Bank Asyadaki mutad bankacılık işlemlerinin müsnet suç bakımından delil ya da örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi sonuca etkili görülmemiştir.
e) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, 269842 ID numara üzerinden ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgütsel toplantılara katılan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
f) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanık müdafilerinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanması bakımından takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın faillerinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önüne alınarak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun, olaya özgülenmiş ilgili ve yeterli gerekçeye istinaden bir indirim oranının takdir ve tespit edilmesi gerekirken, kendi içinde de çelişki oluşturan “sanığın sabıkasız oluşu ve yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışları” şeklinde gerekçe ile anılan maddenin uygulanması ve fakat indirim oranının çelişkili ve yetersiz gerekçe ile 1/8 olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırıdır.
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
a) Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s. 280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı Kanun’un 220 nci maddesinin yedinci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(765 sayılı Kanun) sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
b) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF’ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun(5411 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir.
c) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın, … Katılım Bankası A.Ş nezdinde 09.09.2008 tarihinde açtığı ve 2016 tarihine kadar devam eden hesaptaki mutad bankacılık işlemlerinin müsnet suçlar yönünden örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, hükümden sonra gelen 275522 ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ile H. D.’nin beyanlarının 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi gereğince duruşmada okunup tartışılması ve adı geçen şahsın tanık sıfatıyla usulüne uygun biçimde dinlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yetersiz belgelere dayanılarak ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde sanık yönünden (A) bendinde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.03.2018 tarihli ve 2018/526 Esas, 2018/946 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Bozma nedeni, suçun niteliği, mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak tahliye talebinin REDDİNE,
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde sanık yönünden (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.03.2018 tarihli ve 2018/526 Esas, 2018/946 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulması kaydıyla, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.04.2023 tarihinde karar verildi.
… … … … …