YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1900
KARAR NO : 2021/9590
KARAR TARİHİ : 19.10.2021
İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.10.2018 tarih ve 2018/97 – 2018/563 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : Sanıklar hakkında TCK’nın 314/2 ve 3713 sayılı
Kanunun 3, 5/1 maddesi ile TCK’nın 62/1, 53/1-2-3,
58/9 ve 63 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet
kararına ilişkin istinaf başvurusunun düzeltilerek
esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından da açılan kamu davası ile ilgili olarak; 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde sayılan hükümlerden birinin zamanaşımı süresi içinde mahallinde verilmesi mümkün görülmüştür.
Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından sanıklar …, …, … ve … müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK’nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanıkların Muş ili Varto İlçesi’nde HDP ve DBP parti temsilcileri tarafından gerçekleştirilen sözde özyönetim açıklamasının yapıldığı toplantıya katılmaktan ibaret eylemlerinin, silahlı örgütün amacını benimsediklerini gösterdiğinde kuşku bulunmamakta ise de; örgütün sempatizanı olma düzeyinde kaldığı gözetildiğinde, silahlı örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla dahil olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk oluşturan faaliyetlerde bulunduklarına dair inkara dayanan savunmalarının aksininin kanıtlanması ve maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konması bakımından;
a-Sanıklar …, …, …, … ve … ile ilgili olarak, örgüt talimatı ile kurulan halk meclisi içerisinde delege ve komisyon başkanı olarak faaliyet yürüttüğü iddia olunan dava dışı… isimli şahıstan ele geçirilen ve …’in faaliyetleri bakımından örgütsel mahiyette olduğu kabul edilen dökümanda isimlerinin geçmesi, sanık … yönünden ayrıca ikametinde yapılan arama sonucunda devletin bütünlüğünü ve ülke birliğini bozma suçundan cezaevinde tutuklu bulunan…ve …adına yatırılmış cezaevi tahsilat makbuzlarının bulunması, müsnet suç yönünden delil olarak değerlendirilmiş ise de, incelenen belgelerin sanıklar yönünden örgütsel mahiyetlerinin açıkça ortaya konmasını teminen; adı geçen…’un dava dosyasının temin edilerek aşamalardaki beyan ve savunmalarının incelenmesi, inceleme sonucuna göre gerekirse delil olarak değerlendirilen belgelerle ilgili ifadesinin alınması, keza…ve …’in kim oldukları ve bunlar adına para ödenmesine ilişkin makbuz içerikleri hakkında sanık …’ın beyanlarının yeniden alınması, adları zikredilen sanıklar ile birlikte sanıklar …, … ve …’ın terör örgütünün propagandasına dönüşen toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katıldıklarına ilişkin tutanaklarla ilgili olarak varsa ceza soruşturması ya da kamu davasına dair dava dosyalarının da istenerek incelenmesi,
Sanık … yönünden ayrıca, UYAP kayıtlarının tetkikinde iş bu temyize konu dosyanın suç tarihinden önceki döneme ilişkin 14.09.2001 tarihinde işlediği iddia olunan fiilleri nedeniyle Van (kapatılan) 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2001/191 esas sayılı dosyasında yasa dışı örgüt üyelerine yardım ve yataklık etme suçundan yargılandığı dava dosyasının bulunduğunun anlaşılması karşısında, anılan dosya getirtilip incelenerek, kesinleşmiş ise onaylı sureti dosya içerisine alınıp derdest ise iş bu dosya ile birleştirilmesinin düşünülmesi,
Sanık … hakkında ayrıca, Muş Devlet Hastanesi sağlık kurulunca düzenlenen 27.02.2014 tarihli, sanığın sınırlı mental kapasite ve tedavi ile kısmen düzelen yineleyici depresyon nedeni ile %55 özürlü olduğuna dair rapor ile Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 28.03.2018 tarihli müsnet suçlar yönünden TCK’nın 32/1-2 maddelerinden istifade edemeyeceğine ilişkin raporlar arasındaki çelişki de gözetilerek; sanığın TCK’nın 32. maddesi uyarınca suç tarihinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğini ortadan kaldıran veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmasına yol açan bir akıl hastalığına düçar olup olmadığı ve yüklenen suç yönünden cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor alındıktan sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayinine zorunluluk bulunması,
b-Uygulamaya göre de; Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin, 5271 sayılı CMK’nın 280/1-e maddesi gereğince duruşma açıp sonucuna göre aynı kanun maddesinin 2. fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması gerekirken, kanun maddesine yanlış anlam yüklenerek duruşma açılmaksızın, İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında belirlenen cezanın daha az cezaya indirilmesi
Kanuna aykırı, sanık … ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıkların tutuklulukta geçirdiği süre, bozma nedeni gözetilerek 5271 sayılı CMK’nın 109/3-a maddesi gereğince “yurt dışına çıkmamak” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle ayrı ayrı TAHLİYELERİNE, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca, sanıklarla ilgili İlk Derece Mahkemesi hükmünün sonuç ceza yönünden değiştiren Bölge Adliye Mahkemesinin hükmüyle ilgili bozma kararı verilmesi karşısında dosyanın öncelikle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.