Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/2947 E. 2023/857 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2947
KARAR NO : 2023/857
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

BOZMA ÜZERİNE

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/3604 E., 2019/217 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin 18/05/2017 tarih ve 2017/89 Esas ve 2017/92 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele

Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.10.2017 tarihli ve 2017/403 Esas, 2017/375 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm usul ve kanuna uygun bulunduğundan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 05.11.2018 tarih, 2018/252 Esas ve 2018/3848 sayılı kararı ile “1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD-956 Esas 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil” olacağının kabul edildiği gözetilerek;

ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, bu delilin suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; 22.08.2017 tarihinde UYAP üzerinden dosyaya gönderildiği anlaşılan ve sanığın ByLock kullanıcısı olduğunu bildiren tespit ve değerlendirme tutanağının aslı dosyaya getirtilerek, hükümden sonra dosyaya gönderildiği görülen ve başka soruşturma dosyalarında şüpheli sıfatıyla alınan ifadelerinde sanık hakkında beyanda bulunan A. D. ve S. K.’ye ait ifade ve teşhis tutanakları ile birlikte CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyecekleri sorulduktan sonra yargılamaya devamla bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-Kabul ve uygulamaya göre de;

a-Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, suç tarihinin gerekçeli karar başlığında “23.07.2016” yerine “15.07.2016” olarak yazılması,

b-Adli emanetin 2016/71 ve 2016/76 sırasında kayıtlı emanet eşyaları hakkında bir karar verilmemesi” nedenleriyle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.10.2017 tarihli ve 2017/403 Esas, 2017/375 sayılı kararı CMK’nın 302/2 nci maddesi uyarınca bozulmasına karar verilmiştir.

4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin bozma kararına uyarak yaptığı yargılama sonucunda, 27.03.2019 tarihli ve 2018/3604 Esas, 2019/217 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci

maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; CMK’nın 302/1 maddesine göre temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz istemleri özetle; ByLock’a ilişkin delillerin hukuka aykırı elde edilmiş olduklarına, istihbari nitelikte olduklarına ve hükme esas alınamayacaklarına, Bank … hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri olduğuna ve suç oluşturmayacağına, suçun unsurlarının oluşmadığına, dosyada mahkumiyete karar vermek için yeterli delil olmadığı halde hüküm kurulduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonucunda “…Yargıtay 16. Ceza Dairesinin bozma kararına uyularak yapılan istinaf kanun yolu yargılamasında, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından, sanığın adına kayıtlı ve kullandığı 0 505 (…) (..) (..) numaraları GSM hattına ilişkin getirilen kayıtlar, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından 0 505 (…) (..) (..) nolu GSM hattına ait getirtilen ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının aslı ve tüm dosya içeriği dikkate alınarak; veri inceleme raporu, şüpheliler A. D. ve S. K.’ye ait sanık ile ilgili ifade tutanakları dosya içerisine getirtilip taranarak sanık ve müdafiinin erişimine açılarak savunma yapmalarına olanak sağlanmış, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığından getirtilen kayıtları, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından getirtilen ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, karşılaştırmalı ve denetime açık olması nedeniyle benimsenerek, dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler ile istinaf kanun yolu aşamasında elde edilen deliller ile birlikte değerlendirilerek hükme esas alınmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 … ve 2017/956-370 sayılı ilamı ile hukuka uygun bulunan, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 … ve 2015/3-2017/3 sayılı kararında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere; ByLock uygulaması global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu ve gizliliği sağlamak amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı kabul edilmiştir.

Soruşturma ve kovuşturma sürecini yansıtan tutanak ve belgeler, Dairemiz tarafından istinaf yasa yolu aşamasında yapılan işlemler ile icra edilen duruşmalar ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın adına kayıtlı olup, uzun süredir kendi kullanımında olduğunu belirttiği 0507 (…) (..) (..) numaralı GSM hattı üzerinden … ByLock ID (kimlik numarası), “…” kullanıcı adı, “….Sd” şifresi ile ByLock iletişim sisteminde kayıtlı olduğu, sanığın ilk kez 09.11.2014 tarihinde … ve … İMEİ nolu cihazlarle ByLock sistemine dahil olup, 24.03.2015 tarihine kadar ByLock ile iletişim kurduğu, yoğun olarak görüşme, mesajlaşma ve mail alma-gönderme yaptığı, diğer soruşturma dosyalarında şüpheli sıfatıyla ifadeleri alınan A. D. ve S. K.’nin sanık hakkında beyan ve teşhiste bulundukları anlaşılmakla;

Eğitim düzeyi, yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi, tecrübe ve konumu itibariyle örgütün nihai amacını, Devlet kurumlarında ve silahlı kuvvetlerdeki yapılanmasını ve burada devletin her türden silahını elinde bulunduran örgüt mensuplarının gerektiğinde bu gücü örgütün amacı doğrultusunda kullanacaklarını bilmesi beklenen sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu konusunda şüphe bulunmadığı, teknik özellikleri, indirilme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle sadece FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgüt mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen ByLock iletişim sistemine, bu özelliğini bilerek (kasten) dahil olan ve birçok kez kullanan sanığın, inkara dayanan savunmasına itibar edilmemiş olup, dosyada mevcut diğer delillerle birlikte FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu konusunda şüphe bulunmadığından, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.12.2014 … ve 703-550 sayılı, 04.11.2014 … ve 648-477 sayılı kararları ile uyum ve süreklilik gösteren istikrar kazanmış içtihatlarında açıklandığı üzere, bir hüküm bozulmakla bütün sonuçlarıyla tamamen ortadan kalkacağından; İlk Derece Mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf isteminin esastan reddine ilişkin Dairemizin kararının Yargıtay tarafından bozulması üzerine, Dairemizin İlk Derece Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin kararları tüm sonuçları itibariyle birlikte ortadan kalktığı, Dairemizce Yargıtay bozma ilamına uyularak tespit ve değerlendirme tutanağının aslının getirtildiği, duruşma … ve saatinin sanık ve müdafiine usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, duruşma saatinin 11:30 olduğu, aynı … saat 16:00 olmasına rağmen Dairemiz duruşma salonunda veya adresine talimat yazılan Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonunda sanık veya müdafiinin hazır bulunmadıkları ve bir mazerette bildirmedikleri görülmekle, sanık ve müdafiinin savunma hakkından vazgeçmiş oldukları kabul edilerek, dosyaya getirtilen tespit ve değerlendirme tutanağı ile tanıklar A. D. ve S. K.’nin ifade ve teşhis tutanakları okunarak yeniden hüküm kurulmuştur.

TCK’nın 61 inci maddesi uyarınca suçun işlenmesindeki özellikler, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik, kastı nazara alınarak, aynı Kanun’un 3/1 inci maddesindeki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” şeklindeki yasal düzenleme, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar hep birlikte değerlendirilerek sanık hakkındaki temel cezanın tayininde, alt sınırdan ayrılmayı gerektirir bir neden tespit edilemediğinden ceza takdiren alt sınırdan belirlenmiştir.

Sanığa yüklenen suçun 3713 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle, tespit edilen temel ceza aynı Kanun’un 5/1 inci maddesi uyarınca yarı oranında artırılmış,

Sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, TCK’nın 62/1 inci maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak…” şeklinde gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;

a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.

b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.

c)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, 121170 ID numarası üzerinden ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgütsel toplantılara katılan, örgüt evi abiliği ve çevik kuvvetten sorumlu abi konumlarında faaliyet gösteren sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin bozma kararına uyarak yaptığı yargılama sonucunda, 27.03.2019 tarihli ve 2018/3604 Esas, 2019/217 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.